"Acı çekmek nasılmış asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, Kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey."
"Bir gün tam kırk dört tane gün batımı gördüm!" deyip eklemiştin:
"Bilirsin canın sıkkın olduğunda gün batımı iyileştirir insanı..."
"Yani kırk dört gün batımı izlediğin gün canın çok mu sıkkındı?"