Erika bu gündüz düşlerinde kendi kendine açılmayı severdi,çünkü ruhu, dile
getirilemeyen sözcüklerin basıncıyla,olgunlaşan meyvelerinin ağırlığını zor taşıyan bir ağaç dalı gibi Sarsılıyor olsa da,aşırı denebilecek utangaçlığı ,başkaları karşısında ruhsal yaşantısına dair bir imada bile bulunmasına izin vermezdi.Bazen sımsıkı kapalı ağzının kenarında aniden hıçkıramış gibi beliren yabani bir çekilme, sözlere dökülmediği Dizginsiz bir özlem duyduğunu ele verirdi ve içinde bir mücadelenin bir boğuşmanın geçmekte olduğunu,ince ve solgun dudaklarındaki belli belirsiz bir çizgi belli ederdi sadece.