Hiçbir iz yok dedi Reşit.
Muhtar,avluyu yeniden taradı gözleriyle. O her şeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu,izsiz şey olmazdı;kuşların bile izi vardı gökyüzünde,sözcüklerin dişte,bakışların yüzde.
Ola ki başka yerde yaşıyorduk o an,başka bir zamanda yaşıyor ve oradan burayı düşlüyorduk düşlediğimizin farkına bile varmadan. Derin derin iç geçiriyorduk. Belki de sonsuz bir uğraşa kaptırmıştık orada kendimizi,durup dinlenmeden bir şeylerle boğuşuyor,koşuyor,bağırıyor,coşuyor ve kan ter içinde kalıyorduk. Burada bu yüzden donmuştuk ola ki,hareket etmeye başladığımız an orada,uzaklarda donacaktık.