Tüm büyük eylemlerin, tüm büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır. Büyük yapıtlar çoğu kez bir sokağın dönemecinde ya da bir lokantanın kapısında doğar. Uyumsuzlukta da böyle. Özellikle uyumsuz dünya soyluluğunu bu zavallı doğuştan alır.
Mademki, yaşıyoruz, yaşadığımız sürece mutlu olmaya,sağımızda solumuzda mutluluk yaratmaya bakmalıyız.Mutluluk, bir yerde ve her yerde, hiçbir şey beklemedendünyayı, insanları sevmektir, diyor Albert Camus.
Değil mi ki yaşam, bir yerde ölümle –yani yoklukla– sonuçlanıyor, öyleyse nedir bu didinip durma, bu yedim içtim, aldım verdim, benim senin kavgasının anlamı?