Artık ben sana beyaz şeyleri vereceğim.
Kirletilse de, beyaz şeyleri,
Yalnızca beyaz şeyleri uzatacağım sana.
Artık daha fazla kendime sormayacağım.
Bu hayatı sana uzatsam olur mu, bilmem.
Önce hiç bir şey yoktu. Bütün evren, kelimesiz bir tekdüzelikten ibaretti. Fakat o sırada kelime icat edilmediği için, bu bölümü anlatamıyoruz. Tanrı, bir süre sonra, tekdüzelikten sıkıldığı için durgunluğu yarattı. Sonra durgun yaratıldı. Bu sıfat tek başına var olmadığı için, durgun denizler ve durgun havalar ve durgun karalar ortaya çıktı. (Sadece bir dilbilgisi zorunluluğu yüzünden.) Durgunluk bulut getirmediği için denizler her zaman mavi ve durgunluk havayı karıştırmadığı için dalgasızdı. Hareket olmadığı için büyüme yoktu. Ne yükselme vardı ne genişleme. Kimse kimseyi geçmiyordu. Yarışma icat edilmemişti.
Her insanın ömrü boyunca ezberinde tutacağı bir yağmur olmalı. Ansızın veya keskin bir gök gürültüsü sonrası şehre düşen bir yağmuru ezberinde tutmalı insan.
Damla damla ezberlemeli kendi yağmurunu.
Tüm büyük eylemlerin, tüm büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır. Büyük yapıtlar çoğu kez bir sokağın dönemecinde ya da bir lokantanın kapısında doğar. Uyumsuzlukta da böyle. Özellikle uyumsuz dünya soyluluğunu bu zavallı doğuştan alır.
Mademki, yaşıyoruz, yaşadığımız sürece mutlu olmaya,sağımızda solumuzda mutluluk yaratmaya bakmalıyız.Mutluluk, bir yerde ve her yerde, hiçbir şey beklemedendünyayı, insanları sevmektir, diyor Albert Camus.