“Diğer insanların yaptıkları şeyler ancak biz izin verirsek bizim ruhumuzu zedeler. Ruhunun zedelenmemesi için savaşçı her durumda uygun duygusal tavrını alır.”
Çocuk sorduğu sorular ve gözlemleriyle içinde bulunduğu dünyayı ve kendini anlamaya çalışmaktadır. Bu, doğanın insanoğluna verdiği özel ve muhteşem bir potansiyeldir: anlayabilme, öğrenebilme, düşünebilme yeteneği
. Gerçeğin inkar edildiği, kişisel bütünlüğün olmadığı bir yetişme ortamında çocuk bu muhteşem yeteneğini ömrü boyu kaybedebilir: Düşünmenin, anlamanın,algılamanın hiçbir anlamı yok, hiçbir değeri yok, sonucuna ulaşabilir
. Ortamda gerçeğe, düşünceye algılamaya değer verebilmesi için insanın kişisel bütünlük içinde olması gerekir. Bu sadece ailede söz konusu değil herhalde. Sınıfta öğretmenlerinde dikkat etmesi gereken bir konu. Evet, özellikle kendilerini öğretmenliğe adamış öğretmenlerin ilk dikkat etmesi gereken konu bence bu. Algılanan gerçeklere mutlak saygı duyarak, onların konuşulmasına olanak sağlamak. Çocuk her konuda soru sorabileceğini ve istediği kadar sorabileceğini bilmeli. Bütün soruların cevabını yetişkin bilmeyebilir; yetişkin soruların cevabını bilmek zorunda değildir. Ama çocuğun sorusunu duymak, işitmek ve çocuğun ne dediğini anlamak zorundadır. Bir öğretmen bunu yapabilecek bilinci geliştirmiş olmalıdır.