Son zamanlarda karşıma sık sık çıkan, yılın en iyi romanı şeklinde tanıtılan bu kitabı okurken şaşırmayı, yeni bir şeyler öğrenmeyi umdum fakat kitabın başı da sonu da beni şaşırtmadı, farklı bir şey göstermedi. Kurgu açısından Nora’nın çeşitli hayatları deneme şansının olması, tek tek bu hayatları denerken o hayatlara ait hissetmemesi çok tekrarlanan bir durumdu. Nora her yeni bir hayat senaryosunda aynı aidiyetsizliği hissederken okur olarak ben de çeşitli hayatları yaşayan bu kadının diğer seçtiği yaşamda ne hissedeceğini,nasıl olacağını merak edemedim. Nora’yı seçtiği hayatlarda dışarıdan entegre edilmiş, o hayata yabancı biri olarak değil de o hayatta yaşamış bir Nora’nın hislerine,düşüncesine,bilgisine sahip fakat yaşadığı kütüphane gerçekliğinin de farkında bir halde görmek isterdim.
Kitapta verilmek istenen mesaj açık bir şekilde ifade ediliyor. Yapacağımız farklı seçimlerin hayatımızı nasıl şekillendireceği, geçmiş ya da geleceğimizin nasıl farklı olasılıklar içinde olduğu sorusunun cevabını görüyoruz. Bu kitap geçmişe takılı kalmış, yaptığı seçimlerden dolayı pişmanlık duyan, geçmişe dair değiştirmek istediği durumlar olan ya da şu anki yaşamından pek de memnun olmayan okurlar için daha ilgi çekici olabilir.
“Gökyüzü kararır
Mavi siyaha döner
Yıldızlar yine de kafa tutar
Parlar senin için”