Kitabı okumaya başlamadan önce okuduğum bir yorumda Kemal ‘in aslında Füsun’u da sevmediğini okumuştum. Ne kadar Kemal’in duygularına ikna olmaya çalışsam da ona karşı hep bir tahammülsüzlük hissettim. Sibel ‘in de Füsun’un da hayatına zarar verdi. Hissettiği takıntıyı aşk sanan bir adamdı. Füsun’un kırmızı elbiseli gecenin sabahında Kemal’e verdiği tepkiyi çok iyi anladım bu yüzden. Nitekim Kemal Füsun ile normal bir ilişki yaşasa aşkını kaybedecekti . Bunu en açık olarak Füsun ulaşılmazken mimiklerine kadar dikkat eden adamın son gece taktığı küpeleri fark etmemesinden anlıyoruz. Kemal Füsun’u veya Sibel’i değil yaşadığı duyguları sevdi. Bunu da Fuaye de Sibel’le yedikleri son yemekte Sibel ona söylemişti .
Bu yüzden takıntılı bir erkeğin duygularını okumak beni mutlu etmese de okuduğum dili en açık Orhan Pamuk romanıydı.
Anlattığı zamanlar ve her olayı betimlemesi okumaktan çok zevk almamı sağladı.
Bu yüzden kitabı seven insanları anlıyorum ama konusunun sinir bozucu olması nedeniyle bazı okurların bu sevgiyi abarttığını düşünüyorum.