Helin ŞAHİN

Helin ŞAHİN
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür Bir orman gibi kardeşçesine ...
Spoiler İçermektedir
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi ve son olarak OSMAN … Ayfer TUNÇ’un kalemi o kadar sağlam ki hem çok yerinde detaylara değinip hikayenin inandırıcılığını arttırıyor hem de detaylarda boğmadan kitapların sürükleyiciliklerini arttırıyor . Öyle ki ben gerçekten bir Şebnem , Osman, Teo, Gazi vs olduğuna inanıyorum artık . Kimine nefret ve tiksintiyle bakıp kimini acaba şu an ne yapıyor diye merak ettim okurken. Osman kitabı Yeşil Peri Gecesinde Şebnem’in bahsettiği kişi ve olayları bir de Osman ın gözünden , onun günlükleriyle görmemizi sağlayan tamamlayıcı bir kitap . Ayfer Tunç yalnızca Osman ın gözünden olayları göstermekle yetinmemiş çeşitli kişilerin röportajlarından da Osman’ a ,Şebnem’e ve olaylara bakmamızı sağlamıştır . Bu seçimi kitap hakkında verdiği bir demeçte , insanın kendi hakkında objektif kalamayacağını düşünüyordum , diyerek yaptığını açıklamış. Çok da yerinde olmuş bu yazım tarzı. Nitekim Osman ın günlüklerindeki dilinde hep kendi haline ağlayan hali dikkat çeker . Son günlüğünde dahi başına gelenleri şanssızlığına bağlamaya çalışır . Bu duruma ek olarak röportajlar, Osman’ın hayatına dokunup geçen basit insanları da tanıma fırsatı edindirir . O insanların olayları işlerine geldiği gibi değerlendirmesi , acımasızca yargıları , tuzu kuru halleriyle yaptıkları toplumsal kınamayı tüm çirkinliği ile okursunuz . Kimine yakın hisseder kiminin iki yüzlülüğünden tiksinirsiniz . Örneğin Osman ‘ın yakın arkadaşı Çağatay’ın içten içe yıllarca Osman’a karşı hissettiği hasedi görür insanların iç dünyasını görememenin garabeti ile yüzleşirsiniz . Ya da Ersin’in kendini ve ailesini tertemiz anlatmasına şiddetli bir tiksinti hissedersiniz . Hoş kapak kızında yaptığı yorumlardan sonra çok da şaşırmadım . Bu yüzden diyebilirim ki ; Ayfer Tunç karakterleri o kadar iyi işlemiş ki
OsmanAyfer Tunç · Can Yayınları · 20208,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
5/10
·524 syf.··
2024 15. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2024 02:26
Kitabı okumaya başlamadan önce okuduğum bir yorumda Kemal ‘in aslında Füsun’u da sevmediğini okumuştum. Ne kadar Kemal’in duygularına ikna olmaya çalışsam da ona karşı hep bir tahammülsüzlük hissettim. Sibel ‘in de Füsun’un da hayatına zarar verdi. Hissettiği takıntıyı aşk sanan bir adamdı. Füsun’un kırmızı elbiseli gecenin sabahında Kemal’e verdiği tepkiyi çok iyi anladım bu yüzden. Nitekim Kemal Füsun ile normal bir ilişki yaşasa aşkını kaybedecekti . Bunu en açık olarak Füsun ulaşılmazken mimiklerine kadar dikkat eden adamın son gece taktığı küpeleri fark etmemesinden anlıyoruz. Kemal Füsun’u veya Sibel’i değil yaşadığı duyguları sevdi. Bunu da Fuaye de Sibel’le yedikleri son yemekte Sibel ona söylemişti . Bu yüzden takıntılı bir erkeğin duygularını okumak beni mutlu etmese de okuduğum dili en açık Orhan Pamuk romanıydı. Anlattığı zamanlar ve her olayı betimlemesi okumaktan çok zevk almamı sağladı. Bu yüzden kitabı seven insanları anlıyorum ama konusunun sinir bozucu olması nedeniyle bazı okurların bu sevgiyi abarttığını düşünüyorum.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Öncelikle kitabi bitirmek için kendimi çok zorladım ama gerçekten bir süre sonra dayanamadım. Köylü cahilliğini o kadar abartarak, sırf okunsun diye sırf daha çok dikkat çekmesi amacıyla anlatmış ki ben başka bir ilde miyim diyorsunuz . Buralara kendimi ikna ederek devam etmeye çalıştım ancak eleştiriyi çokça hakeden bölümler. Sunu düşündüm; Livaneli birçok farklı ülkeden okuyucusu olduğunu bilmesine rağmen neden bu kadar abartılı bir şekilde tanıtıyor ülkesini. Şunu çıkardım, okunması için bu abartıya başvurmuş ve ne kadar cahil ve öteki gösterirse o kadar yabancı okuyucuya ulaşır ve bu durum ülkesinin görüntüsünden daha önemli olmuş onun için. Daha sonraki bölümler iyice bunaltıcı. Ajitasyonca ve yumuşak bir dogruculukla on planda yansıttığı dilin ve öykünün arkasında, kavramların içini boşaltarak yarattığı uç karakterlerle bir arka plan yaratmış ve bu arka planı görmek can sıkmaktan öte beni korkuttu. Asker , Türk , aydın kavramlarını o kadar kötü göstermiş ki bilmeden okunsa insanları çok ciddi manada etkiler. Ek olarak köylü ve solcu kavramlarını da o kadar acindirmis gibi çok sinir bozucu bir hal alıyor. YALNIZ SUNU ANLADIM KI LIVANELI'NIN CIZGISINI COK IYI YANSITAN BIR KITAP OLMUŞ.
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,7bin okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 19:10
Bir insanı 0 -5 yas arası yaşadıkları temellendirir . Ancak bir insan salt bunlardan ibaret değildir. Toplumun yapısı, mevcut politik durum, yaşanan aşklar ve beraberindeki cinsel birliktelikler ,arkadaşlıklar, aile yapısı ve daha birçok şey bizi biz yapan şeylerdir. Biz sadece benlik yönetimimizle var olmuyoruz ne yazık ki. Kalabalık karakter kadrosuyla dopdolu psikoloji ve yaşayış şekilleri sunan bir roman. Karakterlerin doğdukları ve daha sonraki hayatlarında yaşadıkları çevreden, ülkenin mevcut politik ve sosyolojik durumlarından nasıl ve ne ölçüde etkilendiklerini karakterlerin kendilerinin ve birbirlerinin gözünden apaçık önümüze seren bir roman . Bunun yanında var olan ; yasam , politika ve cinsellik üzerine diyaloglar hayata karşı farklı bir perspektif önümüze çıkartıyor. Tavsiye ederim
Morİnci Aral · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,803 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 45. kitabı
Okudukça daha bir eksiliyoruz . Yeni yollar bulup o yolları var eden her bir taşın altında gizli bir olay, bir yorum olduğunu fark ettikçe ne kadar yürürsek yürüyelim yolu hep eksik tamamladığımızın bilincine eriyoruz. Bir sosyolojik olayı (savaş , göç ,isyan vs.) asla devletlerin milli müfredatlarında yer alan tek cümlelik bir olay olarak öğrenemeyiz. Her isyanın ve savaşın sosyo-politik bir derinliği olduğunu asla unutmamalıyız. Isyanlarin ve savaşların görünmeyen yüzünde ırkı fark etmeksizin ezilen bir proleterya görürüz. Ağalar ,mollalar , şeyhler politik yetkiye sahip olmadan halk sınıfında yer alsalar dahi tarihte her zaman otorite olmuşlardır ve otoriteler her zaman halkın etinden,kemiğinden,kanından beslenmişlerdir. Bu ağalara destek çıkan da bu kanın içimiyle şişen büyük biraderlerdir. Bunların sonucunda da kafayı ezen postallara karşı isyancı kafalar doğmuştur. Burda durup şunu sorabiliriz ;" Postallar mı suçlu, postallara karşı isyan edenler mı ?" Kürt Çoban "Dımdım Kalesi"nin yazarı Ereb Şemo tarafından yazılan ,otobiyografik oluşumlu İLK KÜRTÇE ROMANDIR . Bu romanda da isyanların ve başkaldırıların sosyolojik alt yapısını görebilmekteyiz.
Kürt ÇobanEreb Şemo · Dara Yayınları · 2020300 okunma