Hayat bir yol gibi…
Yalnız da yürünür ama biri eşlik edince daha kolay, daha güzel oluyor.
Bazen biri sessizce yanında olur. Hiçbir şey söylemez ama hissedersin, “yanımda” dersin. İşte o his çok kıymetli.
Bazen bir şarkı çalar, tam o anki duygunu anlatır.
Sanki seninle birlikte yürür o da…
Bir fincan çay, bir rüzgâr sesi, bir sokak lambası…
Hepsi bazen eşlik eder insana.
Ama en zor olanı, kendi kendine eşlik etmeyi öğrenmek.
Kendini yalnız hissetmeden,
kendi sessizliğinde kaybolmadan…
Kendi kalbini dinleyerek yürümek.
Çünkü insan, bazen en çok kendine iyi gelir.
Ve içindeki huzur varsa,
o yol çok da kötü değildir aslında.
Roman, Suat ve Süreyya’nın evliliği ile Süreyya’nın yakın arkadaşı Necip arasındaki dramatik üçgen etrafında şekillenir. Bastırılmış duygular, iç çatışmalar ve toplumun dayattığı sınırlar, roman boyunca yoğun bir melankoli eşliğinde işlenir.
Yavaş akan ama derin, insan ruhunun kırılganlıklarını ve sessiz çığlıklarını büyük bir zarafetle anlatıyor Eylül. Sonbaharın hüznü, hem mevsimsel hem duygusal anlamda satırlar arasında serpilmiş.
Okurken keyif aldım, keyifli okumalar dilerim.