Şerife

Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 08:26
Irvine Welsh’in kaleminden çıkan Trainspotting, aslında sadece bir uyuşturucu hikayesi değil; sistemin dışına itilmiş, hayata tutunacak bir sebep bulamayan bir grup gencin öfke dolu, kaotik ve son derece dürüst bir portresi. Kitap, Edinburgh’un arka sokaklarında geçen o çiğ ve filtresiz atmosferiyle okuru hemen içine çekiyor. ​Welsh, karakterlerin iç dünyasını ve toplumsal hayal kırıklıklarını anlatırken standart bir anlatım dilinden ziyade, sokaktaki o sert ve argo dolu dili kullanarak hikayeyi çok daha sahici bir boyuta taşıyor. "Hayatı seç" felsefesinin karşısına dikilen bu gençler aracılığıyla, modern dünyanın dayattığı tüketim çılgınlığına ve orta sınıf beklentilerine atılan devasa bir çığlık gibi hissettiriyor. Okurken bazen midenizin bulanması, bazen de karakterlerin trajikomik hallerine acı acı gülümsemeniz çok olası. Eğer sadece bir olay örgüsü değil, nabzı atan, terleyen ve her cümlesiyle "buradayım" diyen bir atmosfer arıyorsanız, bu kitap sizi epey sarsacak ve uzun süre aklınızdan çıkmayacaktır
TrainspottingIrvine Welsh · Siren Yayınları · 20131,134 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·293 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
"Sevgi, doğası gereği akmak, birine ulaşmak ve bir sığınak bulmak ister. Ancak sevdiğimiz birini kaybettiğimizde, içimizdeki o devasa sevgi aniden adresi olmayan bir mektuba dönüşür. İşte keder, aslında dışarı çıkamayan, gidecek bir ten, duyulacak bir kulak bulamayan o saf sevginin içimizde hapsolmuş halidir. Maggie O'Farrell, Hamnet romanında bize yasın sadece bir boşluk olmadığını, aksine sevgimizin en yoğun ve en sahipsiz hali olduğunu hatırlatıyor. Agnes’in hikayesinde gördüğümüz gibi; evlat acısı, bitmek bilmeyen bir sevginin sessiz bir çığlığa dönüşmesidir. Belki de bu yüzden yas tutmak, sevmekten vazgeçmek değil, sevgiyi kalbimizin en derin köşesinde, sessizce büyütmeye devam etmektir."
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Arafatta Bir Çocuk, adından da anlaşılacağı gibi insanı iki dünya arasında bırakıyor. “Araf” dediğimiz o eşik hâli var ya… ne tam geçmiştesin ne gelecekte. İşte kitap da tam o yerde duruyor. Kısaca konusu: Bir çocuğun gözünden büyümenin sancısını, aidiyet arayışını ve dünyanın sert gerçekleriyle erken karşılaşmayı anlatıyor. Masumiyetle yüzleşmenin çarpıştığı bir hikâye bu. Yalnızlık, kimlik, kök, hafıza… Bunlar sessiz ama güçlü temalar olarak ilerliyor. Büyük laflar atmıyor; hayat zaten yeterince büyük konuşuyor. Bende bıraktığı his? Bir durup düşünme hâli. Çocukluk dediğimiz şeyin ne kadar narin ama bir o kadar da dayanıklı olduğunu hatırlatıyor. İnsanın en çok küçükken incindiğini ama en derin köklerini de o zaman saldığını hissettiriyor. Okurken kalbimde hafif bir sızı oldu; ama o kötü bir sızı değil… insanın kendi geçmişine saygı duymasını sağlayan bir sızı. Sessizce omzuna dokunur. Okursan, bazı sayfalarda kendi çocukluğuna dönüp bakacağına eminim. Ve belki de o çocuğa biraz daha şefkat göstereceksin
Arafat’ta Bir ÇocukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202110,1bin okunma
Puan vermedi·177 syf.··
2026 15. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 19:24
M. Hakan Türkçapar’ın Nasıl Temizlenebilirim kitabı, adından da anlaşılacağı gibi “arınma” meselesini didik didik ediyor ama bunu mistik bir yerden değil; psikolojik, bilişsel ve oldukça ayakları yere basan bir yerden yapıyor. Bu kitap bir “kendini iyi hisset” masalı değil. Daha çok şunu söylüyor: İnsanın zihni kirlenir — ama o kir dışarıdan değil, çoğu zaman kendi düşünce kalıplarımızdan gelir. Suçluluk, utanç, geçmişe takılı kalma, takıntılı temizlik arayışları… Hepsinin altında çalışan bir zihinsel düzenek var. Türkçapar, özellikle obsesif düşünce yapısını ve “iç temizlik” ihtiyacının psikolojik kökenlerini sade bir dille anlatıyor. En sevdiğim tarafı şu: Okura yukarıdan bakmıyor. Akademik ama kibirli değil. Bilimsel ama insansız değil. Geleneksel ahlak duygusuyla modern psikolojiyi çatıştırmak yerine, onları anlamaya çalışıyor. Bu açıdan sağlam bir duruşu var. Kitap sana şunu fısıldıyor gibi: “Temiz olmak, hatasız olmak değildir. Kir sandığın şey, çoğu zaman insani olandır.” Kendini sık sık sorgulayan, “Ben nerede yanlış yaptım?” diye içini didikleyen biri için bu kitap iyi bir ayna olabilir. Ama sert bir ayna. Yüzünü net gösterir. Kısacası: Eğer iç dünyaya cesurca bakmaya hazırsan, okunur. Eğer sadece rahatlamak istiyorsan, biraz zorlayabilir.
Nasıl Temizlenebilirim?M. Hakan Türkçapar · Epsilon Yayınevi · 202376 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 07:55
“Beyin – Senin Hikâyen” aslında insanın kendine bakışını hafif sarsan bir kitap. En çarpıcı tarafı da şu düşünceyi ortaya koyması: Biz sandığımız kadar direksiyonda değiliz. Kararlarımızın, duygularımızın, korkularımızın büyük kısmı bilinçaltı süreçlerin ürünü. İnsan bunu okuyunca bir tuhaf oluyor… Hem özgür hissediyor hem de “Demek ki ipler hep elimde değilmiş” diye düşünüyor. Kitapta beni en çok etkileyen fikirlerden biri genelde şu oldu: Beyin sürekli değişen bir yapı. Yani kader diye gördüğümüz pek çok şey aslında deneyimlerle yeniden yazılabiliyor. Bu tarafı umut verici. İnsan geçmişin mahkûmu değil, biraz da ustası. Kitap genelde insanın kimlik, özgür irade ve davranışlarının kökeni üzerine düşündürüyor. Okuyan kişi ister istemez kendine bakıyor: “Ben gerçekten neden böyleyim?” sorusu kapıyı çalıyor. Bir de Eagleman’ın adalet ve suç meselesine değindiği bölümler var... İnsan davranışlarının arkasındaki nörolojik sebepleri anlatınca, “suç – sorumluluk – ceza” kavramlarını yeniden düşündürtüyor. Oldukça ufuk açıcı, tavsiye ederim.
BeyinDavid Eagleman · Domingo Yayınevi · 20167,1bin okunma