Mehmet Sait Anyığ

Mehmet Sait Anyığ
Mizantrop
Grafik Tasarım
#HBVÜ Güzel Sanatlar Fakültesi
Antalya
Viranşehir, 1 Mayıs
272 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·86 syf.··
2020 19. kitabı
·
85 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2020 17:58
Sait Faik Adalı Abasıyanık'ı tanımakla yeni bir ada keşfetmiş kadar sevinebilirsiniz, Adalı'nın adası bir dünyadan büyüktür, içinde her şey var. Gorki'nin Rus edebiyatına yaptığı hizmeti, Adalı Türk edebiyatına yapmıştır kanimca. (...) Sait Faik için hikâyeci demek onu hapsetmek demektir. Sait Faik romancıdır, piyes muharriridir, her şeydir. Sırasıyla usta bir hokkabaz gibi piyesi ve romanı en ummadığınız yerinden çıkaracaktır. Sait Faik Adalı'ya abayı yaktık vesselam."
Edebiyat
Kayıp AranıyorSait Faik Abasıyanık · Yapı Kredi Yayınları · 20117,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
6/10
·76 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2020 17:19
Dört gece ve bir gündüzün anlatıldığı, beyaz aşk dolu geceleri yağmurlu, üzgün bir sabahın takip ettiği, romantik ve coşkun duygulardan hayatın gerçekliğine dönüşü anlatan bu eser, Dostoyevski’nin diğer eserlerinden farklı olarak daha coşkun bir üslubu barındırmış. Gözlemleri ile tanınan Dostoyevski bu eserinde de gözlemlerini dile getirmiştir. Aşka bakış, yalnızlık, gerçek hayat ve hayal dünyası, St. Petesburg/şehir hayatı… yansıttığı gözlemlerden bazılarıdır. Eserin en ilginç yönü, anlattığı aşk değil, hayal dünyasında yaşayan, yalnız ve kendini sosyal hayattan soyutlamış gencin, bu aşk ile kaçırdıklarını fark etmesi, gerçek hayat-hayal dünyası karşılaştırması yaparak, bilinçli olarak tercih ettiği hayâl dünyasının tahlilini yapmış olmasıdır. Bu tahlilde kahramanımız şunları der; “…şimdiye kadar yaşadığım hayatın kendisi bir suç, günahtan başka bir şey değilmiş… Ama öyle zamanlar oluyor ki, acı ve çaresizlik içinde, neredeyse… İşte öyle zamanlarda, ölünceye kadar gerçek bir hayatın bana nasip olmayacağını zannediyor, gerçek hayatla olan ilişkimi tamamıyla yitirdiğimi hissediyor ve kendimi Tanrı’nın ve insanların sevgisinden mahrum kalmış kötü bir adam olarak görüyorum. Çünkü hayâl âleminde geçirdiğim gecelerin sarhoşluğundan bir an olsun ayılmak o kadar dayanılmaz oluyor ki! Aynı zamanda, etrafımı saran insan selinin çıkardığı gürültü patırtıyı duyuyor, benim gibi rüyada olmayanların nasıl yaşadıklarını görüyorum. Ve o zaman farkına varıyorum ki, onların hayatları uydurma değil, onların hayatları benim hayâllerim gibi birden paramparça olup gitmiyor. Bilâkis, hayatları her gün yenileniyor, renkleniyor; bir saatleri bir saatlerine uymuyor. Bir de benim gibi zavallı hayâlperestin hayatına bak! Öldüresiye monoton; gölgelerin, hayâllerin, uydurma düşüncelerin esiri bir
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İlya Yayınevi · 2012102,3bin okunma
‘Yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapamaz.’
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2020 20:07
Hiç ara vermeksizin bitirdiğim nadir kitaplardandır, Satranç. Kitabın olağanüstü bir akıcılığı var. Hikayesi uzun süre akılda kalabilecek cinsten. Zweig'in kitabı bitirdikten sonra intihar etmesi, daha bir önemli kılıyor kitabı. Okuyun okutturun derim.
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2019279,6bin okunma
Çekim yasasına inanmıyorsanız, yine haklısınız.
7/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2020 01:53
Gerçekten güzel bir kitaptı. Kişisel gelişim olduğunu düşünerek "The Power" adlı kitabı okuduğumda gerçekten hoşuma gitti ve ondan önceki kitaplarını okuma zorunluluğu olmadığını söylese de o kitabı yarıda bırakıp ilk kitap olan"Secret"a bakmak istedim. Evet belli bir yerden sonra ben de sıkıldım ancak ben kitapta boş şeyler anlattığını düşünmüyorum. Öncelikle çok evrensel bir yaklaşımda bulunmuş yazar, "evren" demiş. Kitapta herhangi bir din, inanca yaklaşımda asla bulunmuyor sadece "siz" diyor ve "evren" diyor. Eğer evren dediği her yerde tanrıyı düşünürseniz aslında dini kitapların anlattığı şeylerle ne kadar örtüştüğünü görüyorsunuz. Bunun dışında çekim yasasına "inanan" ve "inanmayan" insanların bu düşünceyi ne kadar gerçekçi ve mantıklı bulmasına dayanarak oylanmış sanırım kitap. Bu konuda düşük bir not almakta haklı. 10 puanlı bir kitap olsaydı yine haklı olacaktı. Çünkü sırra inanan insan sırrın gerçek olduğunda ne kadar haklıysa inanmayan insan da gerçek olmadığında o kadar haklıdır. Evren tek bir şey diyecektir: "Düşüncen benim için bir emirdir."
Felsefe
The SecretRhonda Byrne · Mia Basım Yayın · 200712,6bin okunma
Dikkat spoiler içerir :)
8/10
·161 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2020 23:47
Gerek ‘’Notlar’’ yazarının, gerek ‘’Notlar’’ın tamamen hayal mahsulü olduğu şüphesizdir. Bununla beraber, çevremizdeki insanlar üzerinde biraz düşünülürse, bu notların yazarı gibi şahısların aramızda bulunmasının yalnız mümkün değil, muhakkak olduğu anlaşılır. Ben sadece pek yakın bir zamanın sıradan bir tipini daha açık olarak kamu huzuruna çıkarmak istedim. Bu, henüz hayatta olan kuşağın tiplerinden biridir. ‘’ Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı romanına düştüğü küçük bir notta böyle der. Fakat biz biliyoruz ki, bu roman Dostoyevski’nin bizzat hayatından, yüreğinden kopmuş bir anlatıdır. Yeraltından Notlar daha sonra yayımlanacak ve tarihe geçecek, adeta insanların hayatının bir parçası olacak diğer romanlarının habercisi niteliğindedir. Eser İki bölümden oluşur: Yeraltı ve Sulusepkene Dair. İlk bölüm, ikince bölümde okuyacağımız üç ana olayın bir bakıma açıklaması niteliğindedir. Anlatıcının bir ismi yok fakat yazarın kendi sesini duyurma gibi bir kaygısının olmadığı da aşikâr. İlk bölüm bizzat anlatıcının dünyasının, düşüncelerinin aktarıldığı bölümdür. Yeraltı dünyası anlatılır. Yeraltı; kendine ait bir dünya, bir gizil köşe, insanları izlediği bir kuledir. Anlatıcı burada kendini toplumdan ve sistemlerden soyutlamış, kendi kabuğuna çekilmiştir. İnsanları, toplumları, medeniyetleri, hayatı, şükretmeyi sorgular; yalanlar söyler ve doğrularını anlatır. İlk bölümde anlatılanlar, ikinci bölümde yaşanacak üç ana olayın temelini oluşturur. İlk olay, anlatıcının bir subayla yaşadığı problemdir. İkincisi, arkadaşlarıyla kötü olduğu bir akşam yemeğidir. Üçüncüsü ise, genç bir kadın olan Liza ile yaşadığı tecrübedir. Ayrı ayrı olaylar da olsa bir şekilde birbiriyle ilişkili olan bu olaylar; anlatıcının paradoksal karakterini, kendini sayıklama hâlini, iyinin kötünün
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · İlya Yayınevi · 2014159,7bin okunma