Hilal Yıldız

Hilal Yıldız
@Hermoine
172 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·238 syf.··
2023 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2023 00:00
Bitirdikten sonra "Keşke daha önce okusaydım." dediğim nadir kitaplar arasına girdi Puslu Kıtalar Atlası. Eski dönemde geçtiği için kullanılan Osmanlıca kelimelerle dahi kaybetmedi anlaşılabilirliğini. Ha hiç mi kaybetmedi? Orası biraz karışık olabilir. Yazar yeni karakterlerin hikayeye girişlerini yazarken, o karakterlerin orijinlerinden başlamayı tercih etmiş. Aslında bu tercihe bayıldım, çok özgün ve film izlermiş havasını verdi bana. Ama bazı kısımlarda asıl hikayeden koptum ve geriye dönüp bakmam gerekti. Geçmiş-gelecek kısımlarını okurken de birkaç kez tekrarlamam gerekti. Genel olarak beni kitaptan kopardı mı bu olumsuzluklar? Hayır ama yine de söylemeden geçmek istemedim. Kitap, başta ilerleyeceğini düşündüğüm noktadan çok farklı bir yere gitti. Daha macera ağırlıklı bir roman beklerken düşünsel kısımlarla karşılaştım. "Düşünüyorum öyleyse varım " felsefesi çok güzel yedirilmişti hikayeye, öğrendiğim zaman da çok hoşuma giden bu düşünceyi romanın içinde okumak oldukça keyifliydi. Kitapta ara karakterlerin bile hikayeleri oldukça düşünülmüştü. Yani aslında birkaç sayfa göreceğimiz ve çok üzerinde durmayacağımız bir karakterin geçmişini bize önceden vererek yazılan sahnenin okuyucuya geçişini daha da kuvvetlendirmiş yazar. Kitabı okumak isteyenlere tek tavsiyem kitabın arkasını okumamaları, kitap bittikten sonra okudum ve gerçekten aldığım tatmini azaltırmış eğer kitap bitmeden okusaymışım. Onun dışında diyebileceğim pek de bir şey yok, keyifli okumalar ve düşünmeler.
1000Kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·430 syf.··
2023 6. kitabı
Hemen hemen herkesin duyduğu bir kitap Nietzsche Ağladığında, ben de çok duydum ama bir türlü okuyamamıştım. Tesadüfen elime geçince ve başka yapacak pek de bir şeyim olmayınca başladım ve açıkçası bırakamadım. İnsanlığımı Yitirirken'i okuduktan sonra sürükleyiciliğine hayran kaldığımı çok kez belirtmiştim (ki hala da aynı fikirdeyim) ama Nietzche Ağladığında sanırım biraz daha iyiydi bu konuda. "Belk diyalogların daha ağırlıklı olmasından, daha fazla olay içermesinden" diye düşünsem de, felsefi açıdan da çok daha derin olduğu da kesin. İlk başlarda biraz daha olay ağırlıklı ilerliyor kitap, ilerledikçe diyaloglar ve felsefi konuşmalar artıyor. Normalde felsefi konuşmaları anlamakta zorlanırım, yavaş okumam ya da tekrar etmem gerekir. Ama o kadar basitçe anlatılmış ki her şey, tek seferde anlamakla kalmıyor içselleştiriyorsunuz da. Özellikle Nietzche ve Breuer'ın mezarlıkta yaptıkları sohbet bu cümlemin kastettiğini tam karşılıyor diye düşünüyorum. Yapılan sohbetlerden aldığım doyumun yanı sıra görüşmeleri ilerledikçe Breuer ve Nietzche'nin ilişkilerinin doktor-hastadan dostluğa ilerleyişine de bayıldım. Gözümüze sokulmadan, küçük küçük ayrıntılarla o kadar güzel anlatılmıştı ki kitabın sonundaki yazar notunu okumak biraz üzdü. Kitabı okurken filozofların objektifliğini biraz daha sorguladım sadece. Felsefeyle alakadar olmaya başlayınca rasyonel düşünmek gerekiyor ama insan asla tam olarak duygularından arınamıyor. Schopenhauer annesiyle olan ilişkisinin etkilerini üzerinden atamayıp kadın düşmanlığına kitaplarında devam ediyor mesela. Kitapta da Nietzche her şeye rağmen Salome'den kopartamıyor düşüncelerini. Felsefenin güzel kısmı biraz da bu sanırım, rasyonel olmaya çalışıyor ama duygulardan da kopamıyor. Diyebileceğim pek fazla bir şey kalmadı, kitabın gerçekten
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
İnsanlığımı Yitirirken
Puan vermedi·120 syf.··
2023 5. kitabı
En başından itibaren hep şöyle düşündüm, "Yazar karakterin bu kadar derin ve karanlık düşüncelerini, nasıl bu kadar sade ve anlaşılır anlatabilmiş ki?" Yani bilmiyorum, mesela yeraltından notlarda da karakterin bilinçaltına fazlasıyla dahil oluyorduk ama dil ve anlatım tarzı oldukça zorlayıcıydı. Okurken aralar vermek durumunda kalıyordum veya aynı paragrafı birkaç kez okuyordum, İnsanlığımı Yitirirken'de ise sürükleyiciliği ve akıcılığı bir an olsun azalmadı. Başından sonuna kadar aynı ilgiyle okutmayı başardı (aslında depresif ve karanlık bir kitap olmasına rağmen). Kitap üç bölüm, üçüncü bölüm 2 ayrı kısımdan oluşuyor. Sanırım en sevdiğim bölüm ilkiydi, kitabı bu kadar ilgiyle okumamın sebebi de muhtemelen ilk bölümdür. Bölümlerin tamamı anılarla ilgili ama ilk bölümde karakter kendi düşüncelerinin de başlangıcını anlattığı için biraz daha düşünseldi. Bölümler ilerledikçe hikaye de karanlıklaşıyor, kısaca yavaş yavaş karakter "insanlığını yitiriyor". Yazarlar bence biraz da insanların sahip olduğu ama ifade edemediği duyguları/düşünceleri kelimelere dökebildikleri için çok değerliler. Bu kitap da öyle; okurken herkesin belli kısımlarda kendisiyle özdeşleştireceği yerler var, bir bakıma yüzleştiriyor aslında insanı kendi düşünceleriyle. Gerçi hangi kitap öyle değil ki de denebilir, bu biraz daha fazla yüzleştiriyor diyeyim. Söylenecek çok da bir şey yok, herkese tavsiye edebileceğim ve oldukça beğendiğim bir kitap. Okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar.
1000k
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Karakutu Yayınları · 200660,1bin okunma
Işıklar Sönünce
10/10
·160 syf.··
2020 100. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2020 11:55
2020 bu akşam itibariyle son buluyor, benim 100 kitap hedefim de öyle. Bu sene bunu gerçekleştirebildim, okuduğum son kitap ise "Işıklar Sönünce" oldu. Güzel bir final oldu, mükemmel bir kitaptı. Bu yüzden sizi fazla bekletmeden geçiyorum hemen incelemeye. Agatha Christie hepimizin bildiği üzere polisiye romanları yazıyor. Ancak her kitabı, polisiye üzerine değil. "Işıklar Sönünce"deki öyküler, Christie'nin ölümünden yirmi bir yıl sonra bulunmuş ve yayınlanmış. Yedi hikaye bu şekilde, bir de iki hikaye daha eklemişler; toplamda 9 öykü var kitapta. Her biri birbirinden güzel ve akıcı. Okurken sıkılmayacağınıza eminim. Poirot'nun da iki hikayesi var kitapta, özellikle "Duvarın Gizlediği" hikayesi biraz daha uzatılsa roman bile olabilirmiş. Kitabın da adını aldığı son hikaye "Işıklar Sönünce" benim en etkilendiğim hikayelerden oldu. Agatha Christie'nin zaten çok iyi bir roman yazarı olduğunu herkes bilir ancak öyküleri biraz daha gizlidir. İşte bunlardan birkaçı bu kitapta keşfedilmeyi bekliyor. 2021 listenize bu kitabı da alın derim. Keyifli okumalar ve mutlu yıllar.
1000Kitap
Işıklar SönünceAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20231,502 okunma
Denizler Altında Yirmi Bin Fersah
9/10
·526 syf.··
2020 95. kitabı
·
70 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2020 16:37
Küçükken hepimizin kısaltılmış versiyonunu gördüğü ve büyük ihtimalle okuduğu, ancak orijinaline başlamaya pek cesaret edemediğimiz bir kitap: Denizler Altında Yirmi Bin Fersah. Jules Verne'den okuduğum üçüncü kitap oldu bu, öncekilerden bir hayli kalındı tabii ki. Ancak dili o kadar sade ve akıcı ki kalınlığı o kadar büyümedi gözümde. Kitap; dünya üzerinde o dönem sorun haline gelen, denizdeki tanımlanamayan bir cismin ne olduğunu anlayabilmek için yola çıkan Abraham Lincoln fırkateyni ile başlıyor. Ancak beklenmeyen bir şey oluyor ve bu fırkateyndeki üç insan, sonradan denizaltı olduğunu anladığımız Nautilus'a bir kaza eseri misafir oluyor. Nautilus'un kaptanı olan Kaptan Nemo ile tanışıyorlar, ve dünyanın tüm sularını oldukça ilginç maceralar yaşayarak tecrübe ediniyorlar. Kızıldeniz'den Pasifik'e, Güney Kutbu'ndan Atlantis'e her yeri biz de onlarla geziyoruz. Denizlerin altındaki canlılar oldukça detaylı bir şekilde tasnif ediliyor, tanıtılıyor. Kitabın dil açısından en karışık kısımlar bu kısımlar diyebilirim, ama yine de yormuyor o kadar. Bana kalırsa kitabın iki eksiği var. Biri; Kaptan Nemo hakkındaki bilgilerin eksik kalması, hayatım boyunca hep merak edeceğim. İkinci olarak da kitabın sonunu yazar çok ani bitirmiş, ne olduğunu anlayamadan bir anda bitiveriyor. Fakat sakın bunlar sizi telaşa düşürmesin, kesinlikle okumalısınız bu kitabı. Kalın olduğu için ve ben de acele okumak istemediğimden her gün birer ikişer bölüm okudum. Hem sindire sindire, onlarla yaşayarak okumuş oldum hem de kalınlığını daha az hissetmiş oldum. Siz de böyle yapabilirsiniz, zaten öyle yerler var ki bir bölüm size yetmeyecek. Velhasıl, Jules Verne'in en okunması gereken kitaplarından olan Denizler Altında Yirmi Bin Fersah'ı herkese tavsiye ediyorum. Başlarken Kaptan Nemo'ya
1000Kitap
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201916,2bin okunma
Reklam