Çoşku genç insanlar arasında bulaşıcıdır.Kızamık ya da kızıl gibi sınıfta bir öğrenciden diğerine bulaşır ve çocukça bir kibir ve hırsla birbirlerini geçmeye çalışırlarken aslında birbirlerini teşvik ederler.
Okulda mutlu olup olmadığımız önemli değildi.O dönemin ruhu içinde okulun tek amacı,aklımızı şekillendirmemize yardımcı olmak değil, bizi zapt etmek,mümkün olduğunca az dirençle yerleşik kalıplara sokmaktı,enerjimizi yükseltmek değil,onu disipline etmek ve düzenlemekti.
"Devlet dairesi kokusu" diye tanımlardık o kokuyu;aşırı sıcak,aşırı kalabalık odaların kötü kokusu.Önce kıyafetlerinize sinerdi bu koku,sonra ruhumuza.
Yedi yaşındayken "mutlu ve keyifli çocukluk günleri" diye bir şarki öğrenmek ve bunu koro halinde söylemek zorunda kaldığımızı hayal meyal hatırlıyorum.Bu basit,naif küçük şarkının melodisini hâlâ duyabiliyorum ama kendimi sözleri söylemeye zorlandığım o zaman bile yüreğim o sözlerdeki mesaja hiç ikna olmamıştı.