“Ama insan nereye giderse gitsin, toplum onu takip edip kirli kurumlarının pençesine almaya, hatta becerebilirse umutsuz ve garip toplumun bir parçası yapmaya çalışır.”
“Kaybolmadığımız, başka bir deyişle dünyayı kaybetmediğimiz sürece kendimizi bulmaya da başlayamayız, nerede olduğumuzu ve ilişkilerimizin sonsuzluğunu fark edemeyiz.”
“Hırs ve bencillikle, toprağı bir mülk ya da mülk edinmek için araç olarak görmek türünden hiçbirimizin azade olmadığı aşağılık bir alışkanlıkla, tabiatı çirkinleştiriyor, tarımı yozlaştırıyoruz ve çiftçi de alçak bir hayat sürüyor.”
“Antik şiir ve mitoloji, tarımın en azından bir dönem kutsal bir sanat olarak görüldüğünü ileri sürer, fakat biz şimdilerde saygısız bir telaş ve özensizlikle tarımı sürdürüyoruz, tek amacımız büyük çiftliklere ve bol mahsule sahip olmak.”
“Samimiyet, hakikat, yalınlık, masumiyet gibi tohumlar ekip -tabii bu tohumlar hala kaldıysa- daha az gübre ve daha az emekle bu toprakta yetişip yetişmeyeceklerini, beni idare edip etmeyeceklerini göreceğim, çünkü toprağın bu ürünler için çorak olmadığından eminim.”