İkLim⏾

İkLim⏾
@Hezarenn
Dental Assistant
26 Temmuz
106 kütüphaneci puanı
860 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Hassas kalpliler okumasın!
Puan vermedi·168 syf.··
2026 4. kitabı
Ah, o son sayfaları çevirirken gözyaşlarını tutabilen var mı gerçekten? Maria Puder ve Raif Efendi'nin o yarım kalmışlığı, insanın boğazında koca bir düğüm bırakıyor. Kitabın üzerine "Hassas kalpliler okumasın" notu düşülmeli, çünkü o son mektupların ve tren garı sahnesinin yarattığı hüzün, sayfaların arasından süzülüp insanın ruhuna işliyor. Kitabın ilk yarısında tanıdığımız Raif Efendi, iş yerinde hor görülen, ailesi tarafından bile ciddiye alınmayan, "silik" bir karakterdir. Ancak o eski defter açıldığında anlarız ki, bu sessiz adamın içinde fırtınalar kopmuş, koca bir dünya kurulup yıkılmıştır. Yazara göre asıl trajedi, bir insanın içinde taşıdığı o devasa dünyayı anlatacak kimseyi bulamamasıdır. "Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ehemmiyetsiz adamının bile, ancak yakından bakıldığı zaman sezilebilecek kadar şaşırtıcı ve karmaşık bir iç dünyası vardır." Bu kitabı okurken gözyaşlarımı tutamadığımı itiraf etmeliyim; o son sayfalar, insanın kalbinde telafisi olmayan bir boşluk bırakıyor.
1000Kitap
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·257 syf.··
2026 2. kitabı
Gerçekliğin masal gibi anlatıldığı yerde insan ancak okuyunca uyanır Okuma alışkanlığımın sekteye uğradığı, kitaplarla arama soğukluğun girdiği bir dönemde Mutlu Prens ile tamamen tesadüf eseri tanıştım. Açıkçası başlarken beklentim oldukça düşüktü kitabın sadece tek bir masaldan ibaret olduğunu sanıyordum. Ancak içine girdiğimde beni karşılayan o çok katmanlı hikayeler dizisi, fikrimi kökten değiştirdi. Daha ilk satırlarda kendimi akışa kaptırdım ve uzun zamandır bir kitabı hiç ara vermeden, böylesine soluksuz okumamıştım. Hatta o kadar keyif aldım ki, çabuk bitmesin diye tempomu düşürüp her bölümü sindire sindire okumaya gayret ettim. İnsanlar masalları genellikle uyumak için okur; oysa Wilde bu satırları bizi en derin uykumuzdan uyandırmak için yazmış gibi. Karşılaştığım şey sıradan bir iyilik anlatısı değil, zekanın nezaketle bilenmiş en keskin haliydi. Bakın şu Mutlu Prens’e halkı için güzelliğinden vazgeçiyor. Dünyadaki en büyük trajedilerden biri, bir sanat eserinin sadece bir faydaya dönüşmesidir. Safirlerini dağıtan bir heykel, artık bir prens değil; paslı bir kurşun yığınıdır. Ama dünya böyledir işte; önce mücevherlerinize hayran kalır, sonra o iyilik denen asil sızıya kapılıp çıplak kaldığınızda sizi bir kenara bırakıverir. Bir bülbülün kanıyla beyaz bir gülü boyaması ise bir hata değil, trajik bir sanat eseridir. Çünkü aşk uğruna can verilecek kadar büyüktür; ancak bazen insanlar bu fedakarlığın derinliğini anlamayacak kadar sığ kalabilir. Güzelliğini başkaları için harcadığında dünya genellikle kalbindeki asaletle değil, dışarıda bıraktığın görüntüyle ilgilenir. Wilde, bize iyiliğin ve estetiğin kurban edildiği o hüzünlü gerçeği tüm zarafetiyle hatırlatıyor.
1000Kitap
Mutlu Prens - Bütün Masallar, Bütün ÖykülerOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20224,369 okunma
Aşk mı? Teoride güzeldi
5/10
·95 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 01:29
Schopenhauer üstat, melankoliyi o kadar benimsemiş ki, bu karanlık ruh halini adeta bir marka haline getirmiş. Kitaplarını açmadan önce bile o meşhur karamsarlığının kokusu geliyor burnumuza. Bence bu halini, ismiyle özdeşleşsin diye bilerek üzerine yapıştırmış; çünkü hiçbir insan, sabah akşam bu kadar istikrarlı bir şekilde dünyadan nefret edemez. Hele o kadınlarla ilgili bölümler... Erkekleri sığ bir vitrin meraklısı gibi gösterirken, kadınlara attığı o zehirli oklara bakınca "Nereden geliyor bu hırs?" diyorsunuz. Ama kitabın sonuna gelip o anne travmasıyla yüzleşince, puzzle’ın eksik parçası çat diye yerine oturuyor. Meğer bütün o "yüce" felsefe, bir anne şefkati eksikliğinden ibaretmiş. Aslında sana daha zehir zemberek sözler edecektim ama şu annenle olan geçmişine şöyle bir bakınca... İnsan sana kızamıyor bile Arthurcuğum. Annesinden yediği terliğin acısını tüm bir cinsiyetten çıkarmaya çalışan, odasına kilitlenmiş o huysuz çocuğun hıncıyla kimi ikna edebileceğini sanıyordun ki? Yazık, koca koca kitaplar dolusu hırs, bir kavanoz anne şefkatine yenik düşmüş.
1000k
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Sosyal Yayınları · 199716,8bin okunma
Genç Werther’in Acıları
Puan vermedi·126 syf.··
2025 16. kitabı
Werther, kitabın başlarında kendisine âşık olan genç kızı anlatırken son derece rahattır; karşılıksız bırakılmış bir kalbin ağırlığını hiç tanımıyormuş gibi, durumu mektubunda neredeyse eğlenceli bir anekdot olarak aktarır. Başkasının acısı onun için romantik bir ayrıntıdan öteye geçmez. Ancak Lotte’ye âşık olduğunda aynı kayıtsızlığı gösterecek gücü bulamaz. Bu kez reddedilen taraf olmanın dayanılmaz ağırlığını keşfeder ve daha önce küçümsediği duygunun insanı nasıl içine çekip boğabildiğini görür. Başkasının aşkını hafife alan Werther, kendi karşılıksız aşkıyla baş edemedikçe bu duyguyu bir felakete dönüştürür ve hikâyesi, onu geri dönüşü olmayan bir sona doğru sürükler.
1000Kitap
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,2bin okunma
sana beni hiç tanımamış olan Sana...
Puan vermedi·68 syf.··
2025 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2025 19:14
R’nin aptallığı öylesine derin ki, kadının hayatını anlatan sayfalar dolusu mektubu okusa bile, muhtemelen tek yorumu “Vay be, biri bana baya takıntılıymış” olurdu. Ben kadının gözünde R’yi fazla büyüttüğünü düşünüyorum; sonuçta sürekli kitap okuduğunu ve ne kadar zeki olduğunu anlatan bir adam, karşısındaki kadını her seferinde nasıl tanımaz? Kitaplarla dolu bir odada yaşayıp hâlâ kör dolaşmak da ayrı bir yetenek. Üstelik, her yıl doğum gününde beyaz bir gül gönderen birini hiç merak etmez mi insan? Bu sessiz ama ısrarcı jestin anlamını sorgulamaz mı? Bana göre kadının aşkı bir trajedi değil, sabrın sınırlarını zorlayan bir teslimiyet. Okur olarak asıl rahatsız olduğum şey, kadının acısı değil, R’nin umursamazlığı oldu. Kısa ama etkileyici bir roman; Stefan Zweig’in dili ve karakterleri çok iyi işlenmiş, kesinlikle okunmaya değer.
1000Kitap
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,7bin okunma