Bilge birisi olan El Mustafa,
Hayata dair çok derin ve anlamlı bilgiler öğrenip, doğduğu adaya geri dönüyor ve adadaki insanların hayata bakışlarını değiştirmeye çalışıyor.
Kitabı okurken keşke böyle bilge bir insan ile tanışsam gerçek hayatta dediğim çok oldu.
Maalesef insanlar onu tam olarak anlamayıp etrafından dağılıp gittiklerinde şöyle diyor:
Taş atılan bir kuyu olsaydım, suya hasret ve kupkuru,
Daha kolay katlanırdım acıma,
Suyundan kimsenin içmediği bir pınar olmaktansa.
Ve verecek kimse bulamayan bir zengin olmak,
Beterdir kimsenin vermediği bir dilenci olmaktan.