Hicret

Hicret
@Hicret09
Türkçe Öğretmeni
Celal Bayar Üniversitesi
İdil
Aydın, 24 Haziran
149 kütüphaneci puanı
1562 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 12:54
Sherlock Holmes kitapları "Gözlemlemek ile görmek arasındaki o ince ama devasa farkı dünyaya öğreten bir başyapıt." demek abartı sayılmaz bence. Bitmesin diye ağırdan aldığım bir kitaptı. Ve bu kitabın yazarı, kendi yarattığı karakterin gölgesinde kalmış. Kitap, okuyucuyu kendine bağlıyor. Holmes’un soğuk, rasyonel, analitik ve bazen kibirli yapısı ile Watson’ın insani, sıcak ve sadık duruşu olayların çözümündeki denge unsurunun asıl sebebidir. Watson'ın, Sherlock'un bir olay üzerindeki çalışmasını titizlikle incelerken aynı zamanda bir dost olarak Sherlock'a gerekli sessiz ortamı sağlaması da ona olan hayranlığımı arttırdı. Watson, harika bir dost ve yardımcı. Kitabı okurken çoğu zaman kendinizi, dönemin Londra'sının o soğuk, gizemli, gaz lambası ışığı altındaki sokaklarında ve olayların yaşandığı gizemli, kasvetli, rutubetli ortamların havasını solurken buluyorsunuz. Hikayelerin büyük bir kısmı benzer bir şablonu oluşturuyor aslında. Bunlar: *Baker Sokağı 221B'de kahvaltı ve tütün dumanı. *​Çaresiz bir müvekkilin gelişi ve olağanüstü, görünüşte imkansız bir olay anlatması. *​Holmes'un sadece müvekkilin kıyafetine bakarak hayat hikayesini çözmesi. *​Londra sokaklarında veya İngiliz taşrasında yapılan araştırmalar. *​Ve finalde gelen, her şeyin arkasındaki o "basit" mantık. Bu benzer şablona rağmen kitapta merak duygusu asla körelmez çünkü Sherlock her zaman şaşırtmayı beceriyor.
İnceleme
Sherlock Holmes - Akıl Oyunlarının GölgesindeArthur Conan Doyle · Martı Yayınları · 202015bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:54
"Bir köşede manen çürüyerek hayatımı nasıl harcadığımla kibirli öfkem yüzünden yaşayan dünyadan tamamen kopup yeraltına nasıl çekildiğimle ilgili uzun hikâyeler anlatmak hiç de ilginç olmaz elbette. Romanın kahramana ihtiyacı vardır, oysa burada kasten toplanmış olan bütün bu özellikler anti kahramana ait." Bu son sayfadaki alıntı kitap hakkında genel bir bilgi veriyor zaten. Dostoyevski, bu kitabını döneminin hakim düşünce yapısına bir başkaldırı olarak yazmış ve iki bölüme ayırmış. Kitabın birinci bölümü felsefi bir monolog şeklinde ilerliyor ve o dönemin pozitivist (olgucu) düşüncelerini eleştiriyor. İkinci bölümde ise kahramanımızın yaşadığı kötü anılara şahitlik ediyoruz. Dostoyevski, bu kitabıyla insanın iç dünyasındaki çelişkileri, aşağılık komplekslerini ve "bilincin fazlalığının bir hastalık olduğunu" göstererek Varoluşçuluk akımının ilk modern örneğini sunmuş aslında. Yeraltı dünyası ise kendi içsel hapishanesinin ta kendisi. Kitabın yazıldığı döneme bakınca da yazarın özel hayatındaki çalkantılı ve buhranlı günlerin verdiği kayıplar, acı ve yalnızlık bu kitabın oluşmasındaki en büyük psikolojik etken olmuştur. Dil ve anlatım açısından gayet akıcı ve sürükleyici bir kitap. Çeviriyi başarılı buldum. Okumaya değer bir kitap.
İnceleme
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Kapra Yayıncılık · 2022159,7bin okunma
8/10
·216 syf.··
2026 33. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:11
"Duyguların şiddeti ve insanların birbirine yabancılaşması..." Lea ve babasının birbirine tutunmaya çalışırken birbirine nasıl yabancılaştığını anlatan, okuyuca o derin ve yaralayıcı duyguları hissettiren bir kitap. Bazı kısımlarda gereksiz ayrıntılarla okuyucu sıksa da genel olarak akıcı bir kitap. Sadece Lea'nın o buhranlı, içe dönük, bastırdığı duyguların dengesiz çıkışı okuyucu da bunaltıyor. Yazar o şiddetli duyguları hissettirmeyi başarmış bence. Annesine bağlı olan Lea, küçük yaşta annesiz kalmanın verdiği acıyla içe kapanık, sessiz bir çocuk olur. Ta ki Bern Garı'nda duyduğu keman sesine kadar. O keman sesi Lea'nın tekrar dış dünya ile bağlantı kurmasını sağlamıştı ama bazen en derin tutkularımız beraberinde en acı günlerin anahtarı olur. Sevgisini gösteremese de kızının bu tutkusu ve hayata tutunma çabası için elinden gelen her şeyi yapan Van Viliet de umduğunu bulamayacak ve Lea'nın buhranlı hayatını da bizzat onun ağzından öğreneceğiz. Burada sanatın iyileştirici gücünün 'Sevgi' karşısında nasıl eksik kaldığını gördüm. Bir tutkuyla başladığı keman ne yasını dindirebildi ne sevgi açlığını ne de hayata tutunma çabasını destekleyebildi. Bertrand Russel'in sözü tam da buraya uygun: "Hepimiz sevgi için doğmuşuzdur. Sevgi; var olmanın bir amacı ve sonucudur."
İnceleme
LeaPascal Mercier · Sia Kitap · 2022344 okunma
"Hanım hanımcık"tan Tetikciliğe ;)
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 23:54
Çarpıcı bir sonla başlangıç yapıp geriye dönüşlerle, okuyucuya yalın bir anlatımla okuma zevkini sunan bir italyan klasiği. Roman, bir cinayetle başlıyor ve bu cinayetin ardındaki psikolojik süreçler için de yazarımız geriye dönüş tekniğini kullanmış. Öğretmen olan genç bir kızın, kendisinden yaşça büyük olan bir adama aşık olduğunu düşünerek yaptığı yanlış evliliğin çarpıcı ve hazin sonu anlatılıyor. Olaylara ana karakterimizin kalemiyle şahit oluyoruz. Bazıları kadının evlendikten sonra ihanete uğradığını düşünmüş ama hayır! Kadın, adamın gönlünde başka birinin olduğunu bile bile bu evliliğe adım atıyor ve evlendikten sonra da o kadının varlığı ilişkilerini onulmaz bir sürece sokuyor. Çocuğunu kaybetmenin verdiği acıyla tekrar hayata ve evliliğine tutunmaya çalışıyor ama bazı insanları ne acı ne ölüm değiştirir. Alberto'nun tekrar yolculuğa çıkacağı birgün kadın yazı masasının çekmecesinden aldığı tabancayla ateş ediyor. (Adamı geri dönülmeyecek bir yolculuğa uğurlamış) Kitap çok yalın ve sürükleyici bir anlatıma sahip. Okumak için şans verilebilir.
İnceleme
İşte Böyle OlduNatalia Ginzburg · Can Yayınları · 20222,681 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Bu kitap Dr. Hulusi Behçet Ortaokulu bünyesinde kurulan "Uçan Kalemler Kulübü" "Çocuk Yazarlar Projesi"nin bir ürünüdür. Çanakkale Savaşı'nda kahramanlık gösteren Türk askerlerinin o destansı direnşini konu alan bir eser. Kitap, bir ortaokul öğrencisinin rahatlıkla okuyabileceği sadelikte akıcı bir dille yazılmış. Kitabın çıkış amacı genç nesillere Çanakkale ruhunu aşılamak. Bu toprakların nice şehidin kanıyla kazanıldığını anlatmak. Kitabın sonunda tarihi arşivlerden alınmış fotoğraflar da var. Büyük bir özveri ve emekle hazırlanmış. Bazı yerleri gözlerim dolarak okudum. Ve kitabın son kısmı içimi acıtmadı desem yalan olur "Bu kahramanların anısına o günden itibaren Türk ordusunda 57. Alay bulunmamaktadır. 57. Alay, dünya üzerinde en çok madalya sahibi olan alay olduğu için dünyanın en kahraman alayı olarak nitelendirilmektedir." 57. Alay'ın kahramanlığı anısına Türk ordusunda günümüzde de 57. Alay bulunmamaktadır. Çanakkale'de en çok şehit veren ve madalya alan (Altın/Gümüş İmtiyaz Madalyası) birlik olarak bilinir. Ruhları şad olsun.
İnceleme
Tarihe TutunanlarKolektif · Berkay yayıncılık · 20175 okunma