"Bir köşede manen çürüyerek hayatımı nasıl harcadığımla kibirli öfkem yüzünden yaşayan dünyadan tamamen kopup yeraltına nasıl çekildiğimle ilgili uzun hikâyeler anlatmak hiç de ilginç olmaz elbette. Romanın kahramana ihtiyacı vardır, oysa burada kasten toplanmış olan bütün bu özellikler anti kahramana ait." Bu son sayfadaki alıntı kitap hakkında genel bir bilgi veriyor zaten. Dostoyevski, bu kitabını döneminin hakim düşünce yapısına bir başkaldırı olarak yazmış ve iki bölüme ayırmış. Kitabın birinci bölümü felsefi bir monolog şeklinde ilerliyor ve o dönemin pozitivist (olgucu) düşüncelerini eleştiriyor. İkinci bölümde ise kahramanımızın yaşadığı kötü anılara şahitlik ediyoruz.
Dostoyevski, bu kitabıyla insanın iç dünyasındaki çelişkileri, aşağılık komplekslerini ve "bilincin fazlalığının bir hastalık olduğunu" göstererek Varoluşçuluk akımının ilk modern örneğini sunmuş aslında.
Yeraltı dünyası ise kendi içsel hapishanesinin ta kendisi.
Kitabın yazıldığı döneme bakınca da yazarın özel hayatındaki çalkantılı ve buhranlı günlerin verdiği kayıplar, acı ve yalnızlık bu kitabın oluşmasındaki en büyük psikolojik etken olmuştur.
Dil ve anlatım açısından gayet akıcı ve sürükleyici bir kitap. Çeviriyi başarılı buldum. Okumaya değer bir kitap.