Hifa

kartondan yapılı ey sevgili yıldızlar gökyüzünde yalan esmeye başlayınca artık yenik peygamberlerin surelerine nasıl sığınılabilir? biz binlerce bin yıllık ölüler gibi birbirimize varacağız ve o zaman güneş cesetlerimizin boşa gitmişliğini yargılayacak. ben üşüyorum ben üşüyorum ve sanki hiçbir zaman ısınmayacağım sevgili, ey biricik sevgili, "o şarap meğer kaç yıllıkmış?" bak burada zaman nasıl da ağır ve balıklarnasıl da benim etimi kemiriyor neden beni hep deniz diplerinde tutuyorsun? ben üşüyorum ve sedef küpelerden nefret ediyorum ben üşüyorum ve biliyorum yabanıl bir gelinciğin tüm kızıl evhamından birkaç damla kandan başka hiçbir şey arda kalmayacak. çizgileri bırakacağım sayı saymasını da bırakacağım ve sınırlı geometrik biçemler arasından enginin duyumsal düzlemlerine sığınacağım
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kadınların zihinlerini geliştirerek onları güçlendirirseniz, kör itaatin de sonu gelecektir; ama iktidar her zaman kör itaat aradığından tiranlarla hazcılar kadınları karanlıkta bırakmaya çalışırken doğru şeyi yapmaktadırlar. Ne de olsa tiranlar köleler ister, hazcılarsa oyuncaklar. Aslında hazcı, tiranların en tehlikelisidir; kadınlar sevgililerini, prensler bakanları yönettiklerini sanırken,aslında onlar tarafından aptal yerine konulurlar.
Sevim, kendisini Yargılamalar Bakanlığına götürdüğü günden sonra orada düzenlediği sorgu oyununun tutanaklarını bulamadığını söylüyor. Akıllı kızdır. Oyunu kendi tasarlamış, bana da beğendirmişti. Bakanlıkta bir bozukluk mu var? Birbirine düşman iki insan, iki kişi gibi çalıştırabileceğim tek adamım, Sevim. Bu işi başarır, ne denli güç de olsa. Bakanlıktan başlamalı.Yarından tezi yok. Ne yapıp edip N.'yi de buldurmalı...
Hangi ayna kendimizi gösterecektir bize? Sürekli bir yürüyüş içinde gibiyiz, bir lunaparkın eciş bücüş görüntü veren aynaları arasında.
Aileler, paralarıyla dünyayı ellerinde tuttuklarına inanır, bizleri de etli kemiklerle beslenecek it sayar. Oysa günü gelince,ite döneceklerini bilmezler. Ama çocuklar için bizler, farkına bile varılmayan, öteden beri bildikleri yerde duran bir tiyatro dekoruyuz. Sahneyi genişletmek istedikleri zaman bir dokunuşta yana alacakları....Öyle olmadığımızı kendilerine anlatmak için biraz daha bekleyeceğiz. Hareket, babaları değil, biziz.
Sayfa 112