Günlük işim böyle benim, düşer
bir çanak gibi üstüne gölgem,
bir yeşillik ya da ıslak toprak gibiyim
dua etsem ne zaman ya da resim yapsam
pazardır ve vadideyim.
Kudüs'üm, şenlik içindeki.
Tanrı'nın vakur kentiyim ben
onu söylüyorum yüzlerce dilimle;
Davut'un teşekkürü yankılandı içimde:
Gün batımlarında dinlenip arp sesi ile
akşam yıldızını soluyordum.
Sabaha doğru gider sokaklarım.
Ve çoktan terk edildim halk tarafından.
Böyle olmalıydı: Daha büyüğüm de ondan.
İşitiyorum içimde dolanan herkesi
ve genişletiyorum yalnızlıklarımı
ta başından sonuna varan.
böylece vardı bir ırmak kıyısına
anne bir tedirginliktir nerede olsa
bağırgan bir karmaşadır onun sesi
takılır gibi eski bir gıramafona titrek bir iğne
-bu ayıp bu günah
bu çok ayıp günah
- el ne der sonra
ayak ne der
bırakmaz çocuğu çocukça yaşamıya
ama bir gün anneyle de hesaplaşılır