Hifa

Dönüyorum dalgalanmalarımdan içinde kendimi yitirip gittiğim. Bir şarkıydım ben, Tanrı da müziği, hala kulaklarımda uğuldayan.
Reklam
Günlük işim böyle benim, düşer bir çanak gibi üstüne gölgem, bir yeşillik ya da ıslak toprak gibiyim dua etsem ne zaman ya da resim yapsam pazardır ve vadideyim. Kudüs'üm, şenlik içindeki. Tanrı'nın vakur kentiyim ben onu söylüyorum yüzlerce dilimle; Davut'un teşekkürü yankılandı içimde: Gün batımlarında dinlenip arp sesi ile akşam yıldızını soluyordum. Sabaha doğru gider sokaklarım. Ve çoktan terk edildim halk tarafından. Böyle olmalıydı: Daha büyüğüm de ondan. İşitiyorum içimde dolanan herkesi ve genişletiyorum yalnızlıklarımı ta başından sonuna varan.
Sayfa 63
böylece vardı bir ırmak kıyısına anne bir tedirginliktir nerede olsa bağırgan bir karmaşadır onun sesi takılır gibi eski bir gıramafona titrek bir iğne -bu ayıp bu günah bu çok ayıp günah - el ne der sonra ayak ne der bırakmaz çocuğu çocukça yaşamıya ama bir gün anneyle de hesaplaşılır
biz hepimiz önce küçük bir çocuktuk sonra büyüdük hepimiz çocuk olduk
yorgunum bir gülü devşirmekten görseniz/artık yüzüm bozulan bir çiçektir
Reklam