Sevim, kendisini Yargılamalar Bakanlığına götürdüğü günden sonra orada düzenlediği sorgu oyununun tutanaklarını bulamadığını söylüyor. Akıllı kızdır. Oyunu kendi tasarlamış, bana da beğendirmişti. Bakanlıkta bir bozukluk mu var? Birbirine düşman iki insan, iki kişi gibi çalıştırabileceğim tek adamım, Sevim. Bu işi başarır, ne denli güç de olsa. Bakanlıktan başlamalı.Yarından tezi yok. Ne yapıp edip N.'yi de buldurmalı...
Aileler, paralarıyla dünyayı ellerinde tuttuklarına inanır, bizleri de etli kemiklerle beslenecek it sayar. Oysa günü gelince,ite döneceklerini bilmezler. Ama çocuklar için bizler, farkına bile varılmayan, öteden beri bildikleri yerde duran bir tiyatro dekoruyuz. Sahneyi genişletmek istedikleri zaman bir dokunuşta yana alacakları....Öyle olmadığımızı kendilerine anlatmak için biraz daha bekleyeceğiz. Hareket, babaları değil, biziz.
Yenilgiyi kabul ederse, gözümde kendi kendini yıkan babamı gönlümde de o yıkacağı için, kendimi öldüreceğim. Ama öldürmeden önce, ezilesilerin topundan da çok yükleneceğim ona. Canı çıktığında, çukura atılacak pek bir parçası kalmayasıya, bildiğim, düşünebildiğim, uzmanlarımın bilip düşünebildiği her türlü —yanlış söyledim, türlü değil— her çeşit marifeti uygulayacağım.
Hangi tepe hangi doruk?
Koruyun beni ey kaygılı ışıklar
Aydınlık evler
Çamaşırların ıtırlı tütsülerle güneşli çatılarında salındığı
Koruyun beni ey olgun ve saf kadınlar
Parmakları çocuğun zevkten çıldırtıcı kıpırtılarını izleyen tenleri üstünde
Göğüslerinden süt kokusuyla karışık taze esintiler gelen
Hangi tepe hangi doruk?
Beni koruyun ey ateş dolu ocaklar, uğur boncukları
Karanlık mutfaklardaki türküsü bakır kapların
Yüreği biraz sıkkın mırıltısı dikiş makinalarının
Kavgası sürüp giden süpürgelerle halıların
Koruyun beni ey tutkulu aşklar
Yatağımızı üremenin acı isteği
Cadı suları ve kan damlalarıyla donatıyor