Neslimiz; asırlardan beri gelip geçen nesillerimiz, okumaktan hoşlanmayan, dinlemekten kaçan, en ufak zekâ enerjisini kullanmaktan çabucak usanan, ruh yapısı hasta, beden yapısı bitik nesiller mi?
Descartes "hür olmayan düşünce, düşünce değildir" diyor. Bu söze inanarak diyebiliriz ki; hür olmayan muallim, muallim değildir. Mahkûm edilmiş fikir ve irfandır. Fikir ve kültürün mahkûmiyeti en az vatan toprağının esaret altında kalması kadar acıklıdır.
Bugünkü mektep, bir sürü bilgileri gayesiz, hedefsiz bir şaşkınlıkla genç dimağlara rastgele bir köşesine tıkmak isteyen bir hâfıza cihazından ibarettir.
Bütün lüks ve kazanç hırsları ile İslam'ı beraber yaşatmak istediler; büyük sermaye sistemi ile milliyetçiliğin yanyana yürüyebileceğini sandılar; komünistlere karşı yine mücadele usûl ve vasıtalariyle döğüşmeği denediler. Ruhu yükseltmek için maddenin bütün barbar kuvvetlerini harekete geçirdiler. Hepsinde hezimete uğradılar; hepsinde kullanılan vasıtalar bizzat kendi tabiî gayelerine giden yolu açtı. Lüks ve kazanç hırsı, insanlığın ruhunu kemiren büyük sermaye sanatı, anarşist ve maddeci kuvvetler ilerledi durdu.
Bugün neslin gözünde siyaset en büyük değeri taşımaktadır, kurtuluşun sanki tek yolu odur. Çünkü muvaffakiyete onunla ulaşır. Ahlâk, sonradan onun üzerine sürülebilen bir cilâdır. Bugün din yolu bile mufavvakiyete götürücü bir siyaset yolu olmuştur. Ahlâka her sahada vedâ edilmiştir.