Biliyorum gidiceksin. Bir eylül ayında ve günün herhangi bir vakti gideceksin. Ne eski bir şarkı engelleyebilecek gitmeni ne de yalnızca gözlerimde sakladigim aşkım. Usul usul ve ağırbaşlı adımlarla gideceksin. Her adım da gitmenin acısı yankılanacak sokakta . Bir törendeymişcesine görkemli bir yürüyüş le gideceksin ve ben çocuklar gibi bakakalacagım ardından. Sen geriye dönüp bakmayacaksın.
Çocukluktan ölünceye değin işlenmiş cürümlere, çekilen acılara ve tanıklıklara rağmen cümle insanın kalbinin derinliğinde mağlup edilemez şekilde kötülüğü değil iyiliği bekleyen bir şey vardır.
Bizi hayata bağlayan cümle nedenin yok olduğu,kendimizi köksüz ve takatsiz hissettiğimiz bu hal, yoksulluğun en şamil halidir. Bu, Tanrı tarafından tamamen terk edilmiş olma hissinin karanlık ve budala bilincidir.