Salih Dokur

Salih Dokur
@Hightower
Okul öncesi öğretmeni
Msku
Muğla
115 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
8/10
·120 syf.··
2024 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2024 16:40
Yine bir Marquez ve yine başını bildiğimiz ama sonunu yine merak ederek okuduğumuz bir roman. Bende her zaman Marquez okurken diline bir yabancılık çekme durumu oluyor ama bu yabancılık kitabı okurken çok yakın bir ahbaplığa dönüşüyor. Kitabı okurken hiçbir şey anlamamış gibi olsamda tartışırken aslında ne kadar iyi anlafığımı farkediyorum. Kitabı okurken Güney Amerika kültürü ile Ülkemizin kültürel motiflerinin ne kadar çok birine benzediğini farkettim. Örneğin gelinin kız olduğunu anlamak için kanlı çarşaf motifi. Bu motif ülkemizin doğusuna gittikçe daha çok artsa da her bölgesinde devam eden hatta damat tarfının ailesinin sabah kapısında beklediği bir durum. Kitabımızda da olayların gelişme sebebi olan bu durum sonrası Karakterimiz Nasar'ın ölümüne sebep olan durum. Ama dikkat çeken bir olayda bu cinayetin herkes tarafından işleneceğini bilindiği halde kimsenin Nasar'ı uyarmaması. Cidden namus meselelerinin ülkemizde ve Güney Amerika'da bir insan ölmesinden, bir canın ölmesinden daha önemli olduğunu bizlere gösteriyor. Bu durum kitapta o kadar güzel işlenmiş ki kitabı okurken bari sen git söyle diye çıldırıyor insan. Fikrimce Vicario kardeşlerde durdursunlar diye bekledi ama durduran olmadı. Kitaptaki psikopoz taşlaması cidden hoş bir detaydı. Dinde psikopoz gibiydi kendini sadece gösteriyor ve öylece gemiden inmeden geriye gidiyordu buda bizim gibi toplumların dinî ayrıntılı olarak ele almadığını üstün körü sadece başkalarından duyduklarıyla körü körüne bağlandıklarını ortaya koyuyor.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202095,2bin okunma
Reklam

Salih Dokur

, bir kitap okudu
8/10
·120 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2024 16:40
·
2024 15. kitabı
Gabriel Garcia Marquez
7.4/10 · 95,2bin okunma
8/10
·408 syf.··
2024 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2024 08:22
Kitap tam anlamıyla bir Victoria dönemi romanı. Kitabın okuması oldukça zevkli ve akıcıydı. Kitabın içindeki tahliller oldukça kaliteliydi fakat Victoria dönemi romanlarının geçtiği o atmosferden fazla hoşlanmıyorum galiba. Bunu arkadaşlarlala da konuştuk ki o atmosfere iki defa girmek sanırım beni çok yorar. Onun için arka arkaya iki Victoria dönemi kitabı okumayı düşünmüyorum. Her neyse kitabın baş karakteri Heatcliff hakkında konuşalım. Yakın zaman içinde okuduğum, izlediğim film ve sizlerde bu kadar saf kötülüğü temsil eden bir karakterle karşılaşmamıştım. O kadar kötü ve kinci bir karakter ki kendi yaşadıklarının acısını bir sonraki kuşaktan çıkarmak için uğraşıyor. Bu uğurda kendi oğlu ölüp giderken bile kılı kımıldamıyor. Catherine'e olan aşkı çok büyük ama ona olan nefretide bir o kadar büyük. Çözümlemesi cidden çok zor bir karakter. Sonlara doğru iyi bir insana dönmesi kendi isteği ile olmasada mümkün olduğunu gerçekte iyi bir karakter olsaydı kitap içinde ne kadar çok seveceğimiz bir karakter olacağını düşündüm. Kitap içindeki kadınlara karşı olan tutum dikkatimi çekti. Kadınlara hiçbir özgürlük imkanı sağlanmadığını hatta bronte kardeşlerin ilk kitaplarını kendi isimleriyle değil erkek isimleriyle çıkardıklarını görüyoruz. Bu durum aynı şekilde kitabın içine de yedirildiğini görüyoruz.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202157,7bin okunma
9/10
·104 syf.··
2024 11. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2024 19:33
Uzun bir zaman sonra tiyatro okuması yapmak beni çok mutlu etti. Bir yandan da kendime çok kızdım. O kadar yaratıcı drama ile uğraşıp hiç tiyatro okumalarına nası yönelmedim dedim. Neyse geç olsun güç olmasın diyelim. Bundan sonra daha fazla okuyacağıma eminim çünkü okurken kendimi sahnede oynuyor hissiyatı çok hoşuma gitti. Moliere'in diline hayran kaldım. İlk başta okurken kaygılarımdan biriside okumakta zorlanmak olmuştu ama o kadar bizden, o kadar halktandı ki direk benimsedim. Zaten Moliere'in hayatını incelediğimizde de halka yöneldiği için çevresinden çok tepki çektiğini görüyoruz. Kitapta yer alan karakter tahlilleri çok hoştu. Harpagon karakteri anca o kadar cimri olarak işlenebilirdi. Diğer karakterlerde aynı şekilde iyi bir şekilde işlenmişti. Komedi anlamında okurken çok defa gülümsediğini söyleyebilirim. Aslında basit şeylerin geçmişte ne kadar komikken günümüzde gülmeyi unuttuğumuzu, anca küfürlü şeylerle gülebildiğimizi görmek ite çok üzücüydü.
CimriMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202227,9bin okunma