Her akşam oynamak istiyor. Yaşamında eğlenceye ve oyuna çok az yer varmış, öyle diyor. Küçükken bütün mesele büyümekmiş, çocukları küçükken de o başka yerlerdeymiş, kendine bir isim, servet falan edinmiş.
Yalnız kalmaya ihtiyacı olmalı, benim gibi. Gençlikten kaynaklanan birbirine zıt güçlerin kendisini çekiştirip hırpaladığını hissediyordur: Her gün bir uçtan diğer uca savrulunur; yumuşaktan serte, şiirselden kabaya. Ve tabi burada şu soruyla karşılaşıyoruz: zorlandığı konularda ona nasıl yardımcı olabilirim? Ona güvenli bir ortam sunup sevildiğini hissetmesini sağlayabilirim ama dünyayla tek başına yüzleşmeli. Bu işler böylesine acımasız işte.