Pozzo: (Birden kızar) Şu anlattığınız hikayelerinizle beni yeterince zehirlemekten vazgeçemediniz mi? Çok saçma. Ne zaman! Ne zaman! Günün birinde! Yetmez mi! Her gün bir diğeri gibi. Birinde o dilsiz oldu, bir diğerinde ben kör. Bir gün hepimiz sağır olacağız. Bir gün doğmuştuk, bir gün öleceğiz, hep aynı gün, aynı an, bu size yetmez mi? (Daha sakinleşir.) Bir ayağımız çukurda dünyaya getirirler, güneş parıldar bir an ve sonra tekrar gece olur.
Pozzo: Dün kimseyle tanıştığımı hatırlamıyorum. Yarın ise bugün kiminle tanıştığımı hatırlamayacağım. Bu yüzden siz hiç bana bakmayın. Fazla güvenmeyin bana.
Vladimir: Kesin olan şu ki zaman olduğundan uzun geçer, türlü türlü şeyler yaşamak zorunda oluruz. İlk bakışta mantıklı görünen ama zamanla monotonlaşan oyunlar yaparız.
Böylece kendimizi ve aklımızı koruruz. Zaten aklımız koyu gecelerin karanlıklarında dolaşmaz mı hep? Bazen kendime bunu soruyorum. Beni anlayabiliyor musun sen?
Estragon: Hepimiz deli doğarız. Bazılarımız hep öyle kalır.