Hilal

Reklam
Puan vermedi·220 syf.··
2023 11. kitabı
"Çok gelişmiş bir çocuk mu, az gelişmiş bir cüce mi yoksa sadece bir kabus mu?" Henüz beş yaşındaki bir çocuğun dünyasını ve onun gözünden etrafında olup bitenleri okuyoruz kitapta. Ancak beş yaşında dediysem de bildiğimiz çocuklara benzemediğinden bu çocuğun düşünceleri, hayalleri, sözleri ve de eylemleri bir hayli şaşırtıyor bizi. Karşımızda adeta, büyümüş de küçülmüş diyebileceğimiz biri var. Beş yaşındayken biz neredeydik, ne yapıyorduk, neler düşünüp neler hayal ediyorduk, hatırlıyor musunuz? Bu kitabı okurken bir taraftan kendi çocukluğuma gittim. Mahallede oynadığımız oyunları, arkadaşlarımı ve yaşadıklarımı düşündüm. Yatağının altına girip türlü hayaller kuran, insanları nasıl zor duruma düşürüp çileden çıkaracağını düşünen ve hatta intihar planları yapan bu çocuktan bir hayli farklıydı çocukluğum. Onun için, 'aylardan hep kasım, günlerden hep perşembe, saat hep öğleden sonra üçtü ve dünya hep kasvetliydi'. Okumayı, yazmayı evde babasından öğrenmiş ve o günden beri de 'kardeşi olmadığı, arkadaşlarını budala ve annesini de kaçık' bulduğu için eline ne geçerse okumuştu. Biliyordu ki; 'herkesin omuzlarının üstünde bütün dünyanın yükünü taşıdığı bu b*ktan dünyada insanlara karşı fazla anlayışsız, hatta acımasızca davranıyordu. Özellikle de annesine'. İki ölüm var ortada. Birinde cinayetin peşine düşerken diğerinde aşkın peşine düşüyor. Bu iki esas ölüm peşinde kim, neden, nasıl soruları etrafında olaylar açığa kavuşuyor. İlk gözlemlerimizin ya da tahminlerimizin bizi her zaman doğru sonuçlara götürmeyeceğini görüyoruz tek tek. Olayların tahminimizden daha kompleks gelişebildiğini de. Nitekim hikayenin sonlarına doğru tek tek görüyoruz ki 'hakikat, ölümü aydınlatırken hayatı gölgeliyor'. Alper Canıgüz ile tanışma kitabım olan Cehennem Çiçeği "bir kamu davası" serisinin
Edebiyat
Cehennem ÇiçeğiAlper Canıgüz · Alfa Yayınları · 20237,8bin okunma
Geç kalmışlık üzerine...
"Rimbaud, Valery, Gauguin, Tolstoy... Hepsi hayatının bir döneminde her şeyi geride bırakıp başka bir yere gitmiş. Tolstoy hariç. O da içten içe hep çekip gitmek istiyormuş ama bir türlü cesaretini toplayamıyormuş. Nihayet seksen küsur yaşında, tamamdır artık, gün bugündür diyerek pılını pırtısını toplamış ve gitmiş tren istasyonuna. Sonra tren gelmiş ama o hiç yerinden kıpırdamamış. "Niye? Son dakikada vaz mı geçmiş yine?" "Hayır," dedim. "Treni beklerken ölmüş."
Sayfa 172·Kitabı okudu
Karanfil Kız hikayesinden...
Hafıza acı anıları siler, geriye hiç büyümeyen bir çocuğun hikayesi kalır.
Sayfa 178·Kitabı okudu
...ilk ve en önemli felsefi sorun hayatın yaşanmaya değer olup olmadığıydı elbette; bir kez devam etmeye karar verdikten sonra, diğerlerinin cehennemi olmayı da ağlayıp sızlanmadan kabullenmek gerekiyordu.
Sayfa 217·Kitabı okudu
Reklam