Elektra: Evvela annem, beni doğuran annem en büyük düşmanım oldu; sonra kendi evimde babamın katilleriyle yaşıyorum; bana emir veren de, ihtiyaçlarımı karşılayan da, beni mahrum eden de yine onlar.
Elektra şahsı etrafında Pelops ailesinin lanetini takip edebildiğimiz tragedyada, her ne kadar böyle olsa da, asıl ilgi insan ile kader arasındaki mücadelede değil Elektra'nın ruhundadır. Azra Erhat'ın önsözünde bahsettiği gibi Sophokles için önemli olan; "Elektra'nın ruhunda olup bitenleri, ıstırabıyla, sevgi ve görev hisleriyle, nefret ve kiniyle, ümit ve sevinçeriyle bir insan tasvir etmektir." Nitekim karşımıza bu nev'iden bir şahseser ortaya çıkmıştır.
Kaderinden kaçmaya çalışan Oedipus'un başından geçenleri anlatan tragedya; 25 asırdır tüm insanlığa, 'kaderden kaçılmaz' diye sesleniyor sanki. Nitekim önsözde çevirmen Bedrettin Tuncel de, "Ele alınan problemin, kader probleminin her zaman canlı, taze kalacak, okuyanları da, seyredenleri de ilgilendirecek nitelikte olması eseri ölmezliğe kavuşturmuştur." sözü 25 asırlık bu tragedyanın zamana nasıl meydan okuduğunu gözler önüne sermektedir.