Biliyorum sahip olmadığımı
Ruhumdan engelsiz akıp gitmek isteyen
Düşünceden başkasına,
Ve bir de beni seven bir kaderin
Tadını kıyasıya çıkartmamı sağladığı
Her güzel âna.
Ah, kim getirebilir geriye o güzel günleri,
O ilk aşkın günlerini,
Ah, kim getirebilir geriye o mutlu zamanların
Yalnızca bir saatini!
Ağır ağır yaramı besliyorum,
Ve hep tekrarlanan bir yakınmayla
Yitirilen mutluluğun matemini tutuyorum.
Ah, kim getirebilir o güzel günleri,
O mutlu zamanları geriye!
Acıyorum sizlere ey talihsiz yıldızlar,
Sizler ki onca güzelsiniz ve parıltılarınız da görkemli,
Severek aydınlatırsınız zora düşmüş gemicileri,
Ne Tanrılardan ne de insanlardan almadan ödüllerinizi:
Çünkü sizler sevmezsiniz, hiç tanımadınız sevgiyi!
Sonsuz saatler dolandırır hiç durmamacasına
Sizleri takım takım gökyüzü boyunca.
Hangi yolculuğu sona erdirebildiniz ki!
Ben en sevdiğimin kollarında,
Sizleri ve gece yarısını unuttuğumdan bu yana.
Çayırda bir menekşe açmıştı
Öylece boynunu bükmüş ve kimseciklerin bilmediği;
Bir menekşecik, sevimli mi sevimli.
Derken genç bir çoban kız geldi,
Hafif adımlarla ve neşeli mi neşeli,
Ta oralardan, oralardan
Çayıra ve şarkılar söyledi.
Ah, diye düşündü menekşe,
Doğadaki en güzel çiçek olsaydım keşke,
Ah, yalnızca kısacık bir an boyunca,
Ta ki şu sevgili beni kopartsın
Ve iyice göğsüne bastırsın!
Ah, yalnızca, evet yalnızca
Bir çeyrek saat boyunca!
Gelgelelim, ah ne yazık! Genç kız geldi
Ve ona hiç dikkat bile etmedi,
Ezdi ayağının altında zavallı menekşeyi.
O ise yere yığılıp öldü ve bir de sevindi ölürken;
Ve ölüyorsam eğer şimdi, yine de onun elinden,
Onun elinden, onun elinden,
Ayrılmafam ayaklarının dibinden.