"İnsanın doğası sınırlıdır,"diye devam ettim."Sevince,kedere, acılara ancak belli bir dereceye dek dayanabilir ve o derece aşılırsa,insan yok olur.Yani söz konusu olan,birinin güçlü ya da zayıf olup olmadığı değildir!Kendi yaşantısına ne ölçüde dayanabiliyor,mesele budur!Hem ahlaki hem bedensel anlamda.Kanımca, kızgın bir ateşten ötürü ölen birine korkak demek nasıl garip olacaksa,kendi yaşamına son veren birine korkak demek de garip olacaktır."
Sonuçta dünyanın bütün işleri aşağılıktır; başkalarının sözüyle, hiçbir tutkusu ya da bir gereksinimi olmaksızın,para, şan şeref ya da bilmem ne uğruna didinen biri her zaman bir budaladır.
"Biz insanlar,"diye başladım,"güzel günlerin bu denli az ve kötü günlerin bu denli çok olmasından yakınıyoruz.Tanrı'nın her gün bağışladığı sevinçlerin tadını çıkarabilmek için her zaman açık bir yüreğimiz olsaydı kötülüklere dayanabilme gücünü de bulurduk."