"Sessizliği seviyordu o. Sessizliği, yalnızlığı... Dalgasına taş atmamalıydı. Bunun için de, bütün gün koş oraya, koş buraya yorgun düşen âdembabaların uykuya geçmesini beklemek lazımdı. Seviyordu geceleri. Hele ayın güçlü ışıklarının, dünyayı gündüze çevirdiği geceleri... Böyle gecelerde o durgun, o ağzından söz çıkmayan Hitit heykeli öylesine dile gelir, kendi kendine öylesine coşardı ki..."
Bir vakitler doğru, iyi ve güzel görünen şey, zamanla yanlış, fena ve çirkin olabilir. Bugünün yanlışları yarının gerçekleridir, bugünün iyilikleri de yarının fenalıkları olacaktır. Meseleyi böylece koyunca sonucu da görüyoruz; eğer zaman kalburundan geçince her şey fena, yanlış çirkin oluyorsa bu demektir ki, hiçbir vakit, gerçekten iyi, gerçekten güzel bir şey yoktur. O halde güzellik hükümlerinin bir anlamı yoktur.