İnsan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma... Sonra en mühimi: Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez.
Konuşmaya ne lüzum vardı? Bütün güzel laflardan ve hoş insanlardan sıkılan bu mahlukları, birbirlerinin sessiz mevcudiyeti, yorgunluk verecek kadar doyuruyordu.
...
"Yoksa gelmem diye mi korkuyorsun?"
Yusuf başını salladı:
"Gelirsin... Biliyorum..."
"Öyleyse neden bırakmıyorsun?"
Yusuf avucunda tuttuğu bileği sinirli bir hareketle sıkarak:
"Lüzumu yok!" dedi. Sonra, dudakları titreyerek, ilave etti:
"Ne olursa olsun, artık seni hiç bırakmayacağım!"
Mademki hiçbir şeyi değiştirmeye iktidarı yoktu, her şey evvelden çizilen bir yolda yürüyecekti, o halde aklı başında bir insan, olanları tebessümle seyredip sırasını beklemeliydi.