Behiç, ne yaptığını bilmeyen, budala, tecrübesiz bir insan olmak şöyle dursun, etrafında herkesin zaaf l arını çok iyi anlamış, herkesi gülünç ve mânâsız görebilmiş, kendi arzularına göre yaşamanın sırrını keşfetmiş bir mahlûktu.
Mebrure için bu köşk, büyükten küçüğe, kadından erkeğe, teklifsizden yabancıya kadar hep sef i h, zevk düşkünü, haf if meşrep insanlarla dolu. Bunlar, dümeni kopmuş, freni kırılmış bir otomobil içinde, yüksek, dik bir bayırdan aşağıya alabildiğine giden, fakat vartayı ya hissetmeyen, yahut seve seve kabul eden insanlara benziyorlardı
Yemekten sonra odama gelirseniz üç yaşındaki resminizi görürsünüz.
Mebrure sesini çıkarmadı. Nazmiye Hanım ayağa kalkarak bahçede oturmayı teklif etti.
Aha... şu karı işte... oyunu bu oynuyor... Beynamekel mi, Peynamekeli mi nedir; kelli körlü bir şey... Bu kadının oyunu oldu mu bütün Şişli, Altınbakkal’a kadar, erkekli karılı buraya dolarlar... Cenabet karının oyunları da en aşağı yedi sekiz kısımlıktır, çok bekletir.