Atmaca’nın serçelere musallat olduğu sahneyi görünce bunu şefkati imize sığdıramayabilir, yavru serçelere acıya biliriz. Halbuki o yavruları uçmaya başlaması için atmaca tarafından tehdit edilmeleri kritik bir öneme sahiptir. Yaratılışta sahip olduğu bir yeteneğin açığa çıkması ya da güçlenmesi için insanın yolu da sıkıntılı süreçlerden geçer.
Nimetleri fark etme pratiği üzerinde duran 1’i,10’ların artmasına dua etmiş ve bir de davetiye çıkarmış olur. Ayrıca onlardan aldığı hazin ve mutluluğun çoğalmasının yolunu açmıştır. Fakat Allahın bazı hikmetler çerçevesinde vermediği az sayıdaki nimetler üzerinde kafa yormak, sürekli bunları düşünerek yaşamak insanlığı Allah’a karşı nankörliğe sevk eder. Bu durum mutsuzluğun başladığı ve büyüdüğü bir nokta olacaktır.
Varsayalım ki birine 99 tane elmas hediye edilmişmiş. Bunların yanına bir de cam parçası ilave edilerek sayıyı 100 yüze tamamlanmış. Hediyeyi veren kişi, bir süre sonra şahsi bir muhasebe yaparak, yalnızca verdiği can parçasını geri almış. Hediye alan tarafa yakışan şeyi de yine de teşekkür etmek değil midir? Çünkü hiç de hak etmediği halde kendisine bunca elmas verilen biri, ucuz bir cam parçası kendisinden geri alındığı için feryat ederse hem nankörce hem de nezaketsiz bir karşılık vermiş olur.
Çocuklar sürekli yeni bir nesnenin adını, değişik bir olayın anlamını öğrenerek buyur. Karşılaştıkları her nesnenin isminin ayrı, yaşadıkları her Hadise’nin ötekilerden farklı olması onları her seferinde heyecan verir. Yetişkinlere gelince onlar, artık nesnelerin isimlerinin belli, olayların manalarının da sabit olduğu yanılgısına düşmüşlerdir. Bu sebeple de karşılaştıkları bir olayın önceki yaşadıklarından bağımsız, özel bir anlam taşıyor olduğu sırrından uzaklaşmışlardır.