Ancak aslında hissetmediğim duyguları hissetmeye zorlarsam kendimi, gerçekten ne hissettiğimi, neye ihtiyaç duyduğumu ve insanların bana söylediklerini neden yapmam gerektiğini artık bilmiyorsam -gerçek benden- geriye ne kalır ki… Ancak yabancı duyguları(alkol, uyuşturucu ve ilaç gibi maddelerin yardımıyla olsun ya da olmasın) hissetmeye zorlarsam kendimi, er ya da geç kendini kandırmanın sonuçlarıyla karşı karşıya kalırım. Kendimi bir maskeye dönüştürür ve gerçekte kim olduğumu bilmem. Bu bilginin kaynağı duygularımdadır, bu duygular benim yaşadıklarımla örtüşür. Bu yaşantıları bedenim içinde saklar. Hafızasında tutar.
Öfke duygularında ifade edildiği gibi, bedenimizin söylediklerini duymazdan gelirsek, kendimizi sevemeyiz, sayamayız, anlayamayız.
İnsan yaşamının ilk ve son derece önemli yılını bütün yoksulluğa rağmen ona gerçek bir sevgi ve güven veren, onu esirgeyen bir annenin yanında geçirmişse, bu taktirde sonradan karşılaştığı kötülükleri yapısında sindirebilmek bakımından bütünlüğü daha yaşamın başında zedelenen, kendine ait bir yaşamı olmasına hak tanınmayan, baştan beri varlığının tek amacının annesini “mutlu” etmek olduğunu öğrenmek zorunda olan birine göre çok daha donanımlı, çok daha sağlamdır.