Harun

Mûte Seriyyesi (8/629) yola çıktıktan bir süre sonra "Namaz toplayıcıdır." nidasını işiten sahâbîler, mescidde toplanırlar. Hz. Peygamber minbere çıkıp "Size ordunun başına gelenleri anlatacağım." dedikten sonra gözyaşları içerisinde önce Zeyd'in, sonra Ca'fer'in şehit olduğunu söyler. Ardından yüzünde gayr-i memnun bir ifadeyle susunca ensar, Abdullah b. Revâha İle ilgili olumsuz bir şey geliştiğini düşünüp endişelenirler. Hz. Peygamber onun da bayrağı alıp şehit olduğunu söyler. Onlar için İstiğfar eder. Sonra Hâlid b. Velîd'in sancağı aldığını bildirip "Allahım! O senin kılıcındır. Onu zafere ulaştıracak olan sensin" buyurmuştur. Abdullah b. Revâha İle ilgili durumu da "Cennetteki halleri bana gösterildi. Altın yataklarda dinlendiklerini gördüm. Ancak Abdullah'ın yatağında bir kusur görünce sebebini sordum. Bana, bayrağı aldığında kısa bir tereddüt yaşadığı söylendi." diyerek izah etmiştir...
Sayfa 305·Kitabı okuyor
Din
Reklam
Yoksa, vazifesi hizmetkârlık ve tabiatı çocukluk olanlar, büyük rütbeye girmekle tekebbür eder. Tekebbür etmekle tenâsübünü bozup, muâşereti teşviş eder. Evet, herşeyi isti'dâdı nisbetinde terfî etmek lâzımdır. Zirâ, görünüyor ki; göz, burun gibi bir âzâ ne kadar güzel olursa, hatta altından olursa, haddinden büyük olduğu halde, sûreti çirkin eder.
Sayfa 77·Kitabı okuyor
Din
وَلاَ يُرَوِّعْكِ ا۪يمَاضُ الْقَت۪يرِ بِهِ فَاِنَّ ذَاكَ ابْتِسَامُ الرَّاْىِ وَاْلاَدَبِ Yâni: “Sakalımın beyazlanmakla parlaması seni korkutmasın. Zirâ, nur-u mütecessim gibi dimağdan erimiş, sakaldan mecrâ bulup, kendini gösteren fikir ve edebin tebessümüdür.”
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Din
Üslûb merâtibi pek mütefâvittir. Bazen o kadar lâtif ve rakîkdir ki; Nesîm-i seherden daha âheste eser. Bazen o kadar gizli oluyor ki; bu zamanın harbinin diplomatlarının desâis-i harbiyelerinden daha mesturdur.
Sayfa 71·Kitabı okuyor
Din
“Onun için, sînemde ümitlerim yeis ile kavgaya başladılar, o mütezelzil hane olan sadrımı harab ediyorlar.”
Sayfa 68·Kitabı okuyor
Din
Reklam