Kötülüğün sıradanlaştığı, gülmenin anlamını yitirdiği, mizahın karanlığa dönüştüğü, insanların sadece şovla var olduğu ve insana ait her şeyin giderek yozlaştığı bir çağda; insanın kendine en uzak olduğu noktadayız aslında.
“Eskiden bir insanla karşılaşınca onu tanımak isterdik. Okuduğu kitap, izlediği film, gittiği tiyatro oyunundan onu anlamaya çalışırdık. Gayret ederdik. Bunlar üzerine konuşmalar başlardı. Şimdi öyle bir şey yok.”