“Tüm korkular geleceği hayal ederken ortaya çıkıyor. İşleri ertelemekte doğal olarak bu korkuyu doğal olarak artırıyor. Çok geçmeden hepimiz yorulmuş, bıkkın beyinlerine yüklenen meşgul kafalar haline geliyoruz. Çok fazla gelecek kaygısı insana bunu yapıyor işte!
Bu sıkıntılar ancak bir savaşçı yaklaşımı ile çözülebilir.
Bir savaşçı kılıcını geleceğe doğrultur. Bir savaşçı tam olarak odaklanmasına engel olan şartların tümüne de doğrultur kılıcını. “
Pek çoğumuz çocukluğumuzu güzel anılarla hatırlarız. Sabah erkenden başlayan gün ile sokakta sayısız oyun kurardık. Saatin kaç olduğunu bilmez, açlığımızı bile unuturduk. Peki, şu an ne kaybettik o günlerden? O günlere dönüp baktığımızda her şeyi sadece o an yaşadığımızı anlıyoruz. Sadece sokakta olduğumuz günler vardı ne dün oyunda yaşanan küslükler ne de yarın ne oynayacağımız telaşı. Farkında olmadan daha küçük canlar iken biliyorduk hayatın bugünden ibaret olduğunu. Peki, ne zaman unuttuk? Ne zaman dün, yarın; bugünden daha kıymetli oldu? Evet, aslında hepimiz biliyoruz hepimiz en az bir kez “ Gün bir gündür, o da bugündür.” Demişizdir… Bugünün şartlarında yaşamaya çalışıp, yarınlarla günümüzü boğuyoruz, çoğu zaman kendimiz için değil başkalarının onayı için yaşıyoruz. Günün sonuna bakıldığında ise sadece birikmiş işler, karşındaki insanın umurunda bile olmayan onaylar kalıyor. Gerçekten bu mu amacımız? Birilerinin onayı ve mutluluğu için kendimizi köreltmek mi? Bu hayat yalnızca bir kez senin, gün sonunda kendini mutsuz hissettiğin her gün boşa gitmiş demektir. Her yeni güne hedeflerin ve amaçların için yalnızca bir adım atarak başlamak o yolu önce yarılaman sonra bitirmeni sağlıyor. Sadece bir adım hayallerine ulaştıracaksa neden atmamayı seçeceksin ki?
Malcolm Gladwell’in Outliers kitabında geçen mükemmel bir