Ama sonra ölüm yine Irak olduğu varsayılan meçhul bir vakte ertenince , tek yaptığınız , hızla tüketirseniz çok arzu ettiğiniz bir yere ulaşacakmışsınız gibi, günleri bozuk para misali harcamaya çalışmak oluyor.Varacağınız istasyonun boyunuza göre kazılmış bir çukur olduğunu unutup, süratle eritmeye bakıyorsunuz zamanı.
Ne var ki insan ölürken en çok hayallere geç kalıyordu.Vakit daralınca büyün kolaylar zorlaşıyor, mümkünler imkansızlaşıyordu.Böyle düşündükçe büsbütün gönül koyuyordum kendime.Ruhın büyük mesafeler katetmesine vesile olacak ufacık adımları atmayı akıl edebilmek için, ille de ölmek üzere olmak mı gerekiyordu?