Novalis’in “Geleceğin Toplumu” izolasyon, bölünme ve yabancılaşmayı ortadan kaldıran bir dostluk anlayışına dayanmaktadır.
Bu bir uzlaşma ve barış zamanıdır.
Geleceğin dünyası kaosla karakterize edilir ama makul bir kaos. İçinde her şey birbirine dokunur ve birbirinin içine geçer…
Birbirlerine dostça yaklaşırlar. Dostça gülümsemeleri kimlik kıskacaını gevşetir. Birbirlerine karışır ve kaynaşırlar. Dünya dostça bir karmaşa “makul bir kaos” içinde parlar.
-Düşünmenin özünde bir pathos olduğu varsayılır.
Yapay zeka düşünemez, çünkü pathos yeteneğine sahip değildir. Acı çekmek ve deneyimlemek hiçbir makine tarafından başarılamayacak durumlardır. Hepsinden önemlisi tefekküre dayalı eylemsizlik makineye yabancıdır.
-Eylemsizlik, insan varoluşun bir görkemidir. Günümüzde boş bir etkinlik biçimine dönüşmüştür.
Boş zaman; özgür, canlı bir zaman değil, ölü bir zamandır.
-Düşünceli eylemsizlik, düşünürü her zaman somut bir hedef peşinde koşan izleyici ya da gözlemciden ayırır.
-Eylemsizliğin önemli bir rol oynadığı ritüel uygulamalar bizi salt yaşamın üstüne çıkarır.
Ritüel oruç, duyuları canlandırarak yaşamı yeniler. Hayata canlılığını, görkemini geri verir.
-Eylemsizlik ruhani bir oruçtur. Bu nedenle iyileştirici bir etkisi vardır. Üretme dürtüsü, eylemsizliği istismar etmek için onu bir etkinlik biçimine dönüştürür.
-Eylemsizlik etkinliğe karşı değildir. Aksine etkinlik eylemsizliklikten beslenir.
Can sıkıntısı büyük eylemlerin eşiğidir.
-Düşünecek zaman ve huzur olmadığı için insanlar artık muhalif görüşleri dikkate almıyor: Onlardan nefret etmekle yetiniyorlar.
-Yazar, neo-spiritualizm ya da Türkçedeki adıyla deneysel yeni-ruhçuluğun kurucudur. Reenkarnasyonu ilke edinen ruhçuluğu geliştirmiş ve ona yeni kavramlar getirmiştir. Türkiye’deki metapsişik çalışmaların öncüsü olarak kabul edilir.
-Ruhselman'a göre bu ne bir dindir ne de bir felsefe. Kimseye "gelin bizim yolumuza girin" diye bir çağrıda da bulunmaz; çünkü neo-spiritüalizme göre herkesin ruhsal gelişme gereksinimleri farklı farklı ve dolayısıyla yürüyeceği yollar farklı farklıdır.
Yukarıda yazılanları dikkate alarak okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. İlk bölümleri merak ederek ve ilgiyle okusam da ilerleyen sayfaların sık sık tekrara düşmesi ve katılmadığım fikirleri barındırdığından dolayı sıkılarak bitirdiğimi söylemek istiyorum.
Her ne kadar kainatta meydana gelen hiç bir şeyin tesadüfen olmadığını ve her şeyin bir intizam içerisinde tekamül ettiğini söylese de, herhangi bir dini ispat edişesi taşımayan ve İslam inancıyla bağdaşmayan fikirler olduğundan [evrim, rearkarnasyon (sf. 307)] sevemedim bu kitabı.
Başucu kitabı niteliği iddiasının çok fazla olduğunu düşünüyorum.
Bununla beraber içinde güzel ve anlamlı cümleler olduğundan ve soyut düşünebilme yetisine katkı sağlayacağından ruhçuluk/parapsikoloji konularına ilgi duyanların okuyabileceği bir kitaptır.
Not: Okunan her şeye aldanmamalı.
-Yazar, “Önder” adında güya bir vazifeli (cin mi? şeytan mı? melek m?) ile irtibata geçerek; insan tekamülünün nurlu yolu, Ünite (Allah’ı kastediyor ama kitabın hiç bir yerinde Allah adını kullanmamış) denilen idrak vahdetinden onun vazifelileri tarafından dünyaya verilmiş bir hediyedir bu kitap, gibi süslü anlatımlar ile bana göre zihinleri bulandırmaktadır.