-Kur’an mesajı; her Müslümanı, her devirde, durmadan değişim ve dönüşüm halinde olan bir dünyanın sürekli yeni problemlerine yeni çözümler bulmak için gerekli çabayı göstermeye çağırır.
İslam’ın dinamizmi, “varlık felsefesi”nin tersine, bir “eylem felsefesi”nin yani durmadan yaratıcı fışkırışın yolunu açmıştır.
-Batı’da akıl => pozitivist, vasıtalar odaklı, nasıl sorusunu sorar
-İslam’da akıl => gaye/amaç odaklı, niçin sorusunu sorar
-İslam’ı şeytanlaştırma iradesinin tipik bir örneği, “cihat” kelimesinin “kutsal savaş” diye tercüme edilmesidir. Halbuki “kutsal savaş” kavramı Yahudi-Hristiyan geleneğinin özel bir buluşudur.
-Arapçada “cihat”, Allah yolunda “gayret” anlamına gelir. Allah‘ın yolu ise asla zorlamanın yolu değildir. Kur’an çok açık ve net bir şekilde şöyle ilan eder:
“Dinde zorlama yoktur.” (Bakara, 2/256)
-Yaşayan bir İslam, Kant’tan Gaston Bachelard’a kadar batılı büyük adamlarla bağ kurarak, bilimlerin gelişmesi konusunda tenkitçi bir tefekkürle zenginleşmelidir.
-Yaşayan bir İslam, ruhun büyük kaşifleriyle Hind’in Upanişadlarından Çuang Tsö’ye, Kierkegaard’a, Dostoyevski’ye kadar ruhun ilahi boyutlarını tanımış zatlarla zenginleşmelidir.
Bütün insanlığın derûni ve manevi hayatına bu açılış, İslam dünyasında bilimlerin yeniden dirilişinin kral yoludur.