Hüseyin Obut

Hüseyin Obut
@Hobut
Protonobilissimos
İnsan gittikçe daralan dünyasında neden mutsuz. Herkes artık gereğinden fazla büyüyor da onun için mi? On yedi yaşlarındaki delikanlıların bile iki kat yaşlıların ki kadar yürekleri dolu. Cahit Zarifoğlu
Reklam
Dünyanın hem en acıklı, hem en gülünç ağıtı
Sancho efendisinin öldüğünü zannedip üzerine kapanarak dünyanın hem en acıklı, hem en gülünç ağıtını tutturmaktan başka bir şey yapmadı. ''Ah, şövalyelerin hası! Değerli hayatının çizgisi bir tek sopa darbesiyle kesildi. Ey soyunun şanı, bütün La Mancha'nın, hatta dünyanın şeref ve övünç kaynağı! Sen bu dünyadan eksik olunca, dünya, kötülüklerin cezasını çekmekten korkmayan namussuzlarla dolup taşacak. Ah cömertliği İskender'lere taş çıkartan şövalye! Sadece sekiz ay hizmet karşılığında bana denizlerin en güzel ceziresini vermiştin. Ey, kibirlilere karşı alçakgönüllü, alçakgönüllülere karşı kibirli, tehlikeye gözü kapalı atılan, saldırılara karşı koyan, sebepsiz yere aşık, iyilerin taklitçisi, kötülerin kırbacı, hainlerin düşmanı, tek kelimeyle, gezgin şövalye!''

Hüseyin Obut

, bir kitap okudu
7/10
·416 syf.·
Beğendi
·
13 günde okudu
·
2020 34. kitabı
Kolektif
8.9/10 · 431 okunma
Ey sevgili Dulcinea del Toboso, güzelliğin doruğu, zekanın varabileceği en yüksek nokta, zarafet hazinesi, iffet timsali, dünyada var olan her türlü iyiliğin, namusun ve letafetin ülküsü! Şu anda zat-ı aliniz ne yapıyor acaba? Acaba, sırf sana hizmet etmek için, kendi isteğiyle bunca tehlikeye atılan zavallı şövalyen geliyor mu aklına? Ey üç yüzlü ışık topu, sen bana sevgilimden haber ver! Belki de şu anda onu seyrediyor, onun yüzünün parlaklığını kıskanıyorsundur; belki de o, şu anda görkemli sarayının, bir galerisinde gezinerek ya da bir balkona göğsünü yaslamış, namusunu, soyluluğunu tehlikeye atmadan, zavallı kalbimin, onun uğruna çektiği bu işkenceyi nasıl azaltabileceğini, ıstırabımı nasıl ödüllendireceğini, merakımı nasıl dindireceğini, ölümüme hangi canla, hizmetlerime hangi mükafatla karşılık vereceğini düşünüyor. Ey güneş, sen de şu anda, günü doğurup sevgilimi görmek üzere atlarını eyerliyor olmalısın; sana yalvarırım, onu görünce benim selamımı söyle. Ama sakın onu görüp selamladığında yüzünü öpeyim deme; öyle kıskanırım ki, senin, uğruna onca ter döktüğün, Tesalya ovalarında mı, Peneus'un kıyılarında mı, tam hatırlamıyorum, kıskançlıkla, aşkla kavrularak peşinden koştuğun o havai, nankör dilberi kıskanmanı bile geçer.