"Ben de gizli bir hayat yaşamıştım. En azından, ailemle otururken. Onlara hiçbir zaman söylemezdim gerçek düşüncelerimi. Tabii, arkadaşlarım da bilmezdi hayata ve dünyaya dair görüşlerimi. Dikkat çekmeyecek kadar sıradan, kadınların ilgisini çekecek kadar değişik konuşmalar yapardım kalabalık içinde."
Sanki dünyayı bacaklarının arasından çıkarmış bir kadın gibiydim. Her yerini ve her şeyini biliyordum, doğurduğu bebeğini tanıyan bir anne kadar. Her şeyini bildiğim için vasiyetimde tek bir cümle olacaktı:
"Beni yüzüstü gömün. Çünkü yeterince gördüm!"
"Söylediği her kelime, gözümün önünde müzik notaları gibi uçuşuyordu. Haklıydı. Bütün dünya haklıydı! Annem tembel, babam aptal olduğumu söylerken haklıydı. Sadece fitili kalmış mum gibiydim. Hiçbir şey ifade etmiyordu ne yüzüm, ne bedenim."
"İlk defa gözlerimi kapatmıştım bir kadını öperken. Açtığımda güneşi gördüm... Ama benim adım Kayra'ydı! Kimsenin hayal edemeyeceği yerlerde geziyordu zihnim. Hiç kimseye esir olamayacak kadar vahşiydi. O an Anita'ya sarılıp âşık olmam gerekirken, o içime bakan siyah büyük gözleriyle, yarattığı mucizenin etkisini sabırsızlıkla beklerken, ben tekrar gözlerimi kapattım. Olabilseydim, ilk öptüğüm kıza aşık olurdum, diye düşünüp uyumak için..."