Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
* Dünya'da istenmeyen ve arzu edilmeyen insanlar haline gelen bir grup başka gezegen arayışı içine girerler. Geldikleri gezegen türlü sınıflara ayrılmıştır. Bir yanda üretici konumunda olan köylü ve kasabalılar, diğer yandan ise saltanatvari bir otoriteyle yönetimi ellerinde bulunduran ve tüketici konumunda olan kentliler.
** İkiye ayrılan bu sosyal sınıflar Victoria Şehri ve Shantih Kasabası şeklindedir. Sürgün ve istenmeyen gruplar sonucu gönderildikleri merkez haline bu yer aynı zamanda çatışmaların odağı haline gelecektir. Her türlü zorbalık, ahlaksızlık, eşitsizlik üzerine hüküm süren Victoria şehri ve barış, huzur arayışı içinde ve sömürüden uzak yaşamak isteyen Shantih kasabası adlı bu iki grup karşı karşıya gelirler.
*** Kasaba insanları atalarının izlediği yoldan gitmeye karar verirler. Özgürlük dürtüsüyle dolu kasaba halkı eşitlikle örülü bir dünya kurma amacı taşır ve bunu kent yetkililerine kabul etme uğraşı içerisindedirler.Elçiler aracılığıyla bunu Kent yöneticilerine duyuran Kasabalılar karşılığında elçilerinin hapis hayatı yaşamaları sonucuyla karşılaşırlar.
**** Özgürlük aşkı ve yeni bir dünyaya yelken açma isteğinde olan sadece Shantih ahalisi değildir. Kasabalılardan Vera ile bir konuşması sonrası Kentli Luz Shantih yanında mücadele etmeye başlar. Kasabaya taşınır ve etkin bir rol oynamaya başlar.
***** Bütün engellemelere, karşı çıkışlara, sindirmelere rağmen içlerindeki umut ve özgürlük aşkı sönmek bilmez ve yola çıkarlar. "Balıkçıl" alana ulaşırlar ve amaç zaferle son bulur.
****** Son olarak kitaba uygun bu sözle bitiriyorum. "Hiç umut olmadığını farz edersen, hiç umut olamayacağını garantilemiş olursun. Eğer özgürlük için bir içgüdün olduğunu farz edersen, bir şeyleri değiştirme şansın olur, daha sonra da dünyayı iyi hale getirmek için
Balıkçıl GözüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 2023284 okunma
"Özgürlüğe meydan okuma, direniş ve
red yoluyla varılabileceğini zannetmiyorum. Eğer sevgi yolundan yürürseniz, özgürlük de size eşlik eder. Her şeyi kabullenmek, her şeyin verilmesi anlamına gelir.
* Avrupa mutfak kültürü ve onun bileşenleri üzerine enfes bir kitap. Mutfak ve yemek kültürü basite indirgenemeyecek derecede önem arz etmektedir. Çünkü yemek sadece yemek değildir. Yemek kültürü içerisinde bir toplumun her türlü toplumsal türevini barındıran birleşimidir. Bu bakımdan mutfak insan kültürünün ilk işaretidir.
** Toplumun içindeki temel farklılıklar ve sosyal sınıflar yeme-içme alışkanlarını belirleyen temel kriterlerdendir. Tarihsel olarak beslenme şekilleri ve yemek çeşitleri bireyin hangi sınıftan olduğunun temel ölçütü olmuştur. Yemek kültürü bu açıdan statünün ve maddi varlığın işareti olmuştur. Günümüz açısından değişimin olduğunu söylemek güç.
*** Orta Çağ ve Yeni Çağ yemek kültürlerini ve bununla paralel olarak toplumların içine düştüğü bolluk ve kıtlık dönmelerini ayrıntılı olarak incelemiştir. Zor zamanlar ve savaş dönemlerinde yemek hayatta kalmak adına bir araç iken, bolluk ve barış dönemlerinde ise yemek bir şatafat, gösteriş ve lüks halini alıyordu.
**** Yemek kültürü ve yeme-içme alışkanlığında zamanla ulaşabilirlilik artmıştır. Eski çağlarda sebze-meyveler sadece mevsiminde tüketilebilirken artık her mevsim bulunan sebze-meyve bir ayrıcalık halini almıştır. Roma döneminde soylular sebze-meyveleri mevsim dışında yemeğe özen gösterirlerdi. Çünkü bu kendilerine biçtikleri asalet nişanesiydi.
***** Özellikle kitaptaki çarpıcı noktalardan biri 13. Yy kentli ahali için sadece haftada üç defa et yemek yoksulluk işareti sayılıyordu. Günümüzle bir karşılaştırma yapacak olursak etin pahalılığı ve haftada üç değil bir defa bile mutfağa zor giren eti düşünürsek 13. Yy'ın bizden ileride olduğu muhakkak!!
****** Sadece gastronomi alanında, değil anrropolojik ve sosyolojik verilerin yoğun olduğu bir eser. Avrupa yemek kültürü ve toplumsal