Stefan beni istemediği halde, bir başka kadın için beni
terk edip gittiği halde ben onu bırakamıyorum, sahibini
arayan bir köpek gibi hâlâ peşinden koşturup
duruyorum...
"Aşk bir tutku. Nedensiz bir tutku. Çoğu zaman da kötü bir tutku. Birinin tümüyle
sana ait olmasını istiyorsun ya da senin tümüyle birine
ait olmanı. Bu sadistçe bir duygu ya da mazoşistçe...
Üstelik bunu delice, sabırsızca istiyorsun, hem de
geçici olduğunu bile bile... "
"Seninki pek geçmişe benzemiyor ama... "
"Çünkü yarım kaldı... "
"Yarıda kalan aşklar geçici değil mi?"
"Değil galiba... En azından ötekilerden daha uzun
ömürlü... " "Taraflardan biri için... "
O düşünürken
ne olur, 'Çünkü siz iyi birisiniz' demesin diye dualar
ediyordum." Rafo yine sözünü kesti Ayşe'nin.
"Neden ?" Bir kadınınki gibi düzgün kaşları çatılmıştı.
"Neden sana iyi birisin demesini istemiyordun ?" Ayşe düş kırıklığına uğramış gibi baktı barmene.
"Bunu anlayacağını sanmıştım... Kimse iyi dediği
birine âşık olmaz... Aşkın iyilikle ilgisi yoktur... "
"Geçecek, her şey geçer, hepsi geçer. Hatta sonra,
çok sonra anılar hükmünü yitirdikten, onu iyice
unuttuktan, içindeki acının yerini kocaman bir boşluk
aldıktan, keşke geçmeseydi dedikten sonra, keşke
acısını bir hastalık gibi yüreğimde taşısaydım desen
bile geçer. Zaman insanla oynamayı seven hem zalim
hem de merhametli bir tanrıdır. Ona karşı çıkamazsın,
yapman gereken beklemek. Onun, derin bir unutuşla
bizi rahatlatacak örtüsünü üzerimize örtmesini
beklemek... "