Hüseyin Düver

Hüseyin Düver
@Hopebringer
Üniversite Mezun
Antalya
Kütahya, 17 Şubat
286 okur puanı
Ocak 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sayın jüri üyeleri bayanlar baylar, çocuk kızlarla kalbi küt küt attıran, zevkten inleten ama bedensel olsa da her zaman cinsel olmayan ilişkiler peşinde koşan suçluların büyük çoğunluğu zararsız, yarım yamalak, nereye çekerseniz oraya giden pısırık gariplerdir. Toplumdan tek diledikleri oldukça zararsız."sapkınca" diye bilinen eğilimlerini, terli, ıslak sıradan,özel cinsel sapkınlıklarını tepelerinde polis ve toplum sıkıntısı olmadan doyurmaktır. Cinsel suçlular değiliz biz! Savaş sırasındaki yiğit asker gibi ırza da geçmeyiz. Mutsuz kendi halinde kuçu kuçu bakışlı beyleriz biz, yetişkinlerin yanındayken arzularımızı denetim altına alabilecek kadar toplumsallaşmışızdır, ne var ki supericiğine el sürebilmek için hayatımızın kaç yılını vermeye hazırız bilseniz! Kesinlikle cani olamayız. Şairler hiçbir zaman cinayet işlemez.
Sayfa 102·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·167 syf.··
Beğendi
·
2016 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2016 10:25
Yarı yaşında bir kıza aşık olan, onu ellerinde büyütüp belki de yaşamını büyük ölçüde şekillendiren iki adamın hikayesi. Arzuların bastırılışı, kendinden utanma hali ve masumane kalmış bir yakınlık. Sonu pek de mutlu bitiyor sayılmaz karakterlerimiz için ama daha başından bunu biliyorsunuz zaten. Oğuz Atay'ın tutunamayanuslarından biri olduğunu hemen hissediyorsunuz. Hoş bir hikaye.
Bizim Büyük ÇaresizliğimizBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 202010,1bin okunma

Hüseyin Düver

, bir kitap okudu
8/10
·167 syf.··
Beğendi
·
9 günde okudu
·
2016 18. kitabı
Barış Bıçakçı
7.6/10 · 10,1bin okunma
Siyasetin temeli olduğu söylenen "toplumsal tecrübe" diye bir şey yoktu. Yalnızca insanoğlunun daha az çaba yani daha az enerji harcamak, tasarruf etmek yönünde değişmez bir eğilimi vardı. Nesilden nesile bir tek bu eğilim aktarılıyordu. Toplumlar için de böyleydi bu. Osmanlı'dan başlayarak Batı'ya öykünmemiz bile bu yüzdendi. Batı'daki imparatorlukların astarı yüzünden pahallıya gelmeyen düzenli ordularına öykünmüştü Osmanlı. Daha az bedel ödeyerek daha kalıcı, daha işe yarar bir orduyu nasıl kurabilirim sorusunun yanıtı Batı'da olduğu için oraya yönelmişti. Batılılaşma diye büyüttüğümüz, yücelttiğimiz kökeninde bu vardı. Oysa Batı dünyası "tasarruf etmek" eğilimiyle birlikte "yaşamak" fikrinin de üzerine kurulmuştu. Yaşamamayı bir halt sanan biz mistik Doğulular Batı'nın asıl bu özelliğine öykünsek daha manidar olurdu. Bizi biz yapan bu "yaşamamak" fikri nedeniyle hiçbir şeyin peşinden gitmiyorduk, kahır çekiyorduk, ekşiyorduk, Eşreflişiyorduk.
Sayfa 138·Kitabı okudu
Çetin bu nesil bizden daha iyi besleniyor, vitamini bol gıdalar alıyor,kundağa sarılmıyor, başları arkadan basık olmasın diye yan yatırılıyor, her gün banyo yapıyor değil mi? Olanakları daha iyi, çağımızın iletişim ağı, dünya ellerinin altında değil mi? Çetin sen de bir şey söylesene, Çetin bizi eziyor bu çocuk, mükemmelliğinden bir damla da bizim tasımıza koysun diye ağzımız açık bekliyoruz Çetin. Çetin bari kuyruk sallama!
Sayfa 131·Kitabı okudu