Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Merhaba değerli okurlar, öncelikle incelememe yazarın şu sözü ile başmak istiyorum; “Sizler kendi bölgenizde ki değerleri kaleme almayacaksanız, kim onları kitaplaştırıp gelecek kuşağa aktaracak?” ve gerçekten de çok haklı kendi değerlerimize biz sahip çıkmayacaksak kim sahip çıkacak, biz okumaya, öğrenmeye ve başka insanlara ulaştırmaya gayret etmezsek kim yapacak bunu? Tanımak ve bilmek isteyenlere, buyurun birlikte Ahmed-i haniyi tanıyalım.
Yazarlar, Erkan Kösedağ ve Fuat Erdem gerçekten de olayı o kadar geniş ve bir o kadar da sıkmadan anlatacak şekilde ele almışlar ki milattan sonra 1124 yılından başlayarak anlatıyor yazarlarımız, yani Ahmed-i hani’nin büyük büyük dedelerinden başlayarak. O zamanın hakkârisin de başlayan daha sonra Van’ın Hoşap ilçesine ondan sonra da “bayezid” yani bu günkü Ağrı, Doğubeyazıt ilçesine gelecek bir serüven anlatılıyor.
AHMED-İ HANİ: O zaman ın aşireti ve hala da varlığını süren pinyaşi aşiretinden olan ahmed, han köyünden oldukları için hem pinyaşiler ve de haniler deniliyordu bu sebeple ahmed kendini Tanıtırken ben “ ahmed-i hani’yim” derdi ve o zamandan bu zamana Ahmed-i hani denilir.
17. yüzyılda yaşamış Kürt edip, şair, tarihçi, ve mutasavvıf. Olan Ahmed-i hani bayezid de büyüdüğü, yaşadığı ve o yöre de ki insanlar için çabalarından dolayı o yöreye ait daha çok bilinse de eserleri, düşünceleri kilometreler ötesine taşınan bir Kürt alimidir. Doğduğu zaman annesini, daha sonra babasını ve abisi kasımı kaybettikten sonra yalnız kalan ahmed-i hani aslında ailesinden de gelen bir ilim bilme, öğrenme ve kuvvetli inancı doğrultusunda, gelişen düşünceleri ile sürekli bir ilim aşkı ile maneviyatını güçlendiren ve insanlarını kalkındırma, özellikle çocuklara Olan