Gelecek, gökteki bulutlar gibi uzaktı. Hatta gelecek diye bir şey yok gibiydi. Olup olmayacağı belirsiz, müphem bir gelecek uzanırdı insanın önüne. Ama nasıl oluyor da insan geçmişe dalıyordu? Âdeta onu geleceğe doğru taşıyordu. Bir anın içinden nasıl sıyrılıyor da, şimdi olmayan zamanın iki kanadına tutunabiliyordu?
İnsan için var olan tek bir zaman vardı. Şu an .Çok az insan şu ana odaklanıyor, çoğunluk ise ya geçmişte ya da gelecekte yaşıyordu. İnsan ne geçmişinden kurtuluyordu ne de varlığı kesin olmayan bir gelecektem
Ölümün belirsizliği, insana seçim yapma özgürlüğünü sürekli hatırlatırdı. Meleklerin sahip olmadığı seçim yapabilme özgürlüğüne insan sahipti. Eğer tüm seçenekleri deneyecek kadar zaman olsaydı, özgürlük olur muydu sizce? Özgürlük değer verilen her seçeneği aynı anda ya da birbiri ardına izlemeyi olanaksız kılan bir ortamda seçim yapmaktır. Gezegendeki hayatınız sonsuza dek uzayıp gitseydi, hanginiz seçim yapmak zorunda kalırdınız? O olmazsa diğerini, o da olmazsa bir başkasını seçmek için bolca zamanınız olurdu. Sonsuzlukta sonsuz seçimler yapmak mümkün olurdu
Her an ölüyor ve hayat her an elinden gidiyorsa bu yaşam kimindir? İnsanın koruyup kollayamadığı, sonsuza kadar elinde tutamadığın bir şeye benim diyebilmesi tuhaf, değil mi?