İnsan bir şey okuduğunda veyahut dinlediğinde ona inanma eğilimindedir. Kitap kapandıktan ya da ses daha fazla kulağımızda çınlamaz olduktan sonrası ise başkadır.
Kitap iki bölümden oluşuyor. Heraklitos’tan alınan ateş ile Oruç Hoca birçok eğriltileme oluşturuyor. Ve bu eğriltilemeler, bazen anlamsız gelirken bazen kendi hayatınızı yeni baştan gözden geçirmenize sebep oluyor. Parça parça olsa da… Ateş yaktığım zamanların bende yarattığı etkiyi yeni baştan görselleştirmem de cabası… Ama bu ilk bölümde aldığım ders daha çok yaşamı yaşanır kılarken yaktığım her şeyin tütmesini dahi izlemek ve sonrasında yeniden ateş yakmaya gitmek… İkinci bölümde ise ateşin aşkın halini “Kut” kavramı ile tamamlamış Oruç Hoca. Yer yer filozoflardan yararlanmış, yer yer dinler üzerinden bir anlatım benimsemiş. Tabii ikinci bölümde daha çok eğriltilemelerden oluşuyor. Bana Upahanishhadları hatırlattı, ilk başta ve oryantalist yazarları. İnsan eylerken, kendinden habersiz gibi görünse de onu iten güç hiç bırakamadığı Kut’dur. Bu aşkınlığı ararken bulamayacağımızı söylemek de bizi sanrılar dünyasına itebilir. Ama insan biraz da bu çatışma ve anlamsızlıklar dünyasının insanı… Kitap sizi sorular ile bırakacak.
Bende uyandırdığı temel fikriyattan biri, insan karar alan bir yaratık değil, karar insana gelir ve insan kurduğu bütün bağlamların etkisinde karara varır.
Çok uzadık yine…
Kut
sen
sin.